Giriş

Orijinalini görmek için tıklayınız : Euro 2008



infinitedreams
11.June.2008, 15:58
4 yılda bir düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonalarının 13.sü.
Diğer organizasyoların düzenlendiği ülkeler ve şampiyonları şu şekilde sıralanmış;

Fransa 60 - S.S.C.B.
İspanya 64 - İSPANYA
İtalya 68 - İTALYA
Belçika 72 - BATI ALMANYA
Yugoslavya 76 - ÇEKOSLOVAKYA
İtalya 80 - BATI ALMANYA
Fransa 84 - FRANSA
Batı Almanya 88 - HOLLANDA
İsveç 92 - DANİMARKA
İngiltere 96 - ALMANYA
Belçika/Hollanda 2000 - FRANSA
Portekiz 2004 - YUNANİSTAN

Avusturya-İsviçre ortaklığında düzenlenen bu turnuvanın şampiyonunun HOLLANDA olması en büyük temennimdir.

Herneyse...
Binbir türlü olaylar, bir çok sürprizlerle beraber 16 takım finallere adını yazdırdı ve her biri grup maçlarının ilk periyodunu dün akşam itibariyle tamamladı.

Öncelikle dikkatimi çeken şey turnuvanın tahminimden çok çok daha zevkli başlaması oldu. Kulüpler bazında yaşanan rekabeti ve son 15 yılda tepeden tırnağa değişen mandaliteyi gözönünde bulundurunca İtalya 90'dan bile daha sıkıcı bir futbol izlemeyi umuyordum. Buna referans olarak da hiç de uzaklara gitmeden son şampiyon Yunanistan'ın kaldırdığı kupayı gösterebilirim.

Allah'tan içinde hala latin kanı taşıyan İspanya ve Hollanda kendini tamamen endüstriyel futbola teslim etmemiş ki, futbol adına seyir zevki açısından bir şeyler görme şansımız oldu. Ve işin güzel yanı, henüz yenilen takımlardan hiçbiri için (biz ve yunanistan hariç) 'ne işi var bunların burda' demedik.
Tabi yine arada "Türkiye'yle beraber turnuvanın en kötüsü Rusya'dır", "İtalya'da fos çıktı" diyenler çıkabiliyor ama aldanmamak lazım. Skor yorumcusu heryerde bulunur ama futbolu atılan gollerin haricinde sentezlemek o adamları harcı değil.
Evet, İtalya belki 3-0 yenildi ama gerçekten iyi denebilecek bir futbol oynadı Hollanda'ya karşı. Ve Rusya... 4-1'lik skora aldanmamak lazım. Rusya'nın ilk yarı başdöndürücü bir hızla geliştirdiği olgun atakları Türkiye liginde en son ne zaman görebildik ki?

Konuşmak için henüz erken ama ben bu kupaya çok fazla güveniyorum. Gidişata bakarak da turnuva boyunca oynanacak 32 maçın en az 20'sinin kaçırılmayacak güzellikte olduğunu/olacağını, ve bunlardan bir kaçının futbol tarihinin unutulmazları arasına gireceğini düşünüyorum.

İstatistiksel veriler olarak henüz 'vay be' dedirtecek olgunluğa erişilmese de ilk periyod sonu için düşülebilecek bir kaç not var.
İlk periyodda oynanan 8 maç için;

* Toplamda 250.398 biletli seyirci izlemiş (Yunanista-İsveç maçı hariç)
* 24 sarı kart çıkarken henüz kırmızı kart gören oyuncu olmadı.
* Kart çıkmayan tek müsabaka İspanya ile Rusya arasında oynandı
* İspanyol oyuncu David Villa Sanchez, Rusya'ya karşı attığı üç golle krallık yarışında lider durumda.
* Toplam 16 gol atılırken golsüz biten tek maç Romanya'yla Fransa arasında oynandı.
* Gol atmasına rağmen kaybeden tek takım, İspanya'ya 4-1 yenile Rusya oldu.

Grupların ikinci maçları bugün 19.00'da, Portekiz-Çek Cumhuriyeti maçıyla başlayacak ve 14 Haziran'daki Yunanistan-Rusya maçıyla sona erecek.

carvalho
11.June.2008, 16:29
Harika konu başlığı. Niye açmadık ki bu saate kadar hakkkaten.

Favori sıralamama göre değerlendirme yapacak olursam:

Ben turnuva başlarken bu kupanın favorisi İspanya'dır demiştim. İspanya çoğu kupaya favori geliyor ama bir türlü sonuca ulaşamıyor ama bu sene çok kuvvetli takım kurdular. Kendi liglerinin diğer liglere göre daha "milli" olması, bunun en büyük etkeni bence.

Hollanda oynadığı oyunla herkesi büyüledi. Eski yıllara göre farkı orta sahasının ve takım savunmasının çok mesafe katetmiş ve üst düzey olması. Eskiden ölümüne saldıran ama muhakkak gol yiyen bir takımken şimdi orta sahada kolay kolay rakibi geçirtmiyorlar. Bir de hocaları tabii bu takıma sempati beslemem için başlıbaşına bir neden...

Portekizin gücünü çoğunluk Christiano Ronaldo'ya bağlıyor ama bence yanlış yakaşım. Adamların savunması çok klas, aynı zamanda orta sahaları da Deco-Nani-Quarezma ile birlikte Avrupa'nın en iyi orta sahası belki de. Ters toplarla bizi aptal ettiler. Sonuna kadar götürebilirler.

Almanya, 2006 kadrosunu aşağı yukarı muhafaza etmiş. Polonya asıllı Podolski'nin yine Polonya asıllı Klose'den aldığı pası gol yaptığında buruk sevinci futbolda devşirme modelinin milli heyecanı azalttığının çok net belgesi bence. Bizdede olmasın, ne işi var elin Brezilyalısının bizim takımda? Koca ülke bir orta saha oyuncusu çıkaramıyor mu?

Almanya'nn bendeki özeti ise şu özlü sözde gizli: Futbol 11'e 11 oynanan ve Almanların kazandığı bir spordur...

Bizim durumumuza gelince. Turnuva öncesi belki Çeklerden 1 puan kapar turnuvayı 1 puanla bitiririz demiştim ama Portekiz maçındaki kişiliksiz oyunu görünce o puanı da alamayız, sıfır gol sıfır puanla evimize döneriz diyorum. Umarım topçular beni utandırır ama sanmam. Fatih Terim takımın ince ayarıyla çok oynadı. Hamur tam tutacakken tekrar kardı bir türlü kıvamı tutturamadı. Kişisel egoları sağlıklı kararlar almasını yine engelledi, yazık oldu.

Maçlar çok kaliteli geçiyor. Fırsat bulanların kaçırmamasını tavsiye ederim. Futboldan hoşlanmayanlara da "futbol asla sadece futbol değildir der" yine tavsiye ederim...

infinitedreams
11.June.2008, 16:42
Futbol 11'e 11 oynanan ve Almanların kazandığı bir spordur...

Efsanevi İngiliz Gary Lineker'ın sözüydü bu sanırım. Bitmek bilmeyen Almanya - İngiltere rekabetindeki Alman üstünlüğü canına tak ettirmiş olmalı adamın.

Ama Alman futbolunu daha iyi özetlidiğini düşündüğüm başka bir söz var adını hatırlamadığım bir adama ait;
"Almanlar o kadar sıkıcı oynuyorlar ki, rakip takım 60.dakikada maça olan ilgisini tamamen yitiriyor ve sonunda kazanan hep Almanlar oluyor".
Tabi bu söz daha çok Batı Almanya'nın görsellikte çuvallasa da tüm kupaları süpürdüğü döneme ait. Sıkıcılık kısmı ise yoğunluğunu -ne güzel ki- biraz azaltmış durumda.

Tayfun
11.June.2008, 20:02
Evet ya dabi, futbol sevdasına gençer hediyesini alamadı, demekki futbol her zaman eyi bişe değilmiş nihaha :p

carvalho
12.June.2008, 08:49
Bizim durumumuza gelince. Turnuva öncesi belki Çeklerden 1 puan kapar turnuvayı 1 puanla bitiririz demiştim ama Portekiz maçındaki kişiliksiz oyunu görünce o puanı da alamayız, sıfır gol sıfır puanla evimize döneriz diyorum. Umarım topçular beni utandırır ama sanmam.

Doğru tertiple kişilikli oynayınca aslanlar beni utandırdı 8) iyi ki de utandırdı, maçı kazandı. Saha kuru olsaydı daha farklı da alabilirdik...

Çekleri yenersek ikinci turdayız, beraberlikte penaltı atışları. Biz kazanacağız, aynı oyunu tutturabilirsek tabii...

innocentbystander
12.June.2008, 09:00
Dün akşamki Türkiye-İsviçe maçında televizyon neredeyse oyunu gösterdiği kadar Fatih Terim'in enteresan (sadece enteresan değil aslında ama neyse) hareketlerini gösterdi. Avrupa TVlerindeki taklitçilerin de gözdesi olacak adam.
Bu arada çevrenizde hiç 'formalar da böyle çok güzel olmuş yahu' diyen oldu mu? Yoksa herkes 'bu da nereden çıktı, bu ne rezalet' mi diyor benim gibi?

mastakilla
12.June.2008, 09:45
Dün akşamki Türkiye-İsviçe maçında televizyon neredeyse oyunu gösterdiği kadar Fatih Terim'in enteresan (sadece enteresan değil aslında ama neyse) hareketlerini gösterdi. Avrupa TVlerindeki taklitçilerin de gözdesi olacak adam.
Bu arada çevrenizde hiç 'formalar da böyle çok güzel olmuş yahu' diyen oldu mu? Yoksa herkes 'bu da nereden çıktı, bu ne rezalet' mi diyor benim gibi?


bizim türk taraftarlar kırmızı-beyaz diye bağırdıkça komiğime gidiyodu sanki isviçreyi destekler gibi..

bu nasıl bir mantıktır anlamadım:?

carvalho
12.June.2008, 09:51
Renklerden çok forma numaralarının font'larına takıldım ben. Binbir gece masallarından çıkmış gibi...

kaanka
12.June.2008, 10:31
bizim türk taraftarlar kırmızı-beyaz diye bağırdıkça komiğime gidiyodu sanki isviçreyi destekler gibi..

bu nasıl bir mantıktır anlamadım:?

Hakikaten akşam bizde ençok ona güldük...:cheesy:

infinitedreams
16.June.2008, 11:46
Grupların 2. periyot maçları da bitti. Hatta üstüne A grubu kepenklerini bile indirdi.
6'sı grup, 4’ü çeyrek final, 2'si yarı final, 1'i üçüncülük ve 1'i final olmak üzere toplam 14 maç kaldı topu topu. Geride bıraktığımız 18 maçı referans alarak baktığımda önümüzde inanılmaz güzellikte maçlar olacağını düşünüyorum.

Katı savunmayla oynayan, "izlesem n'olur, izlemesem n'olur" keyifsizliğinde bir sistemde inatla direnen hiç bir takımı çeyrek finallerde göremeyecek olmamız içimi şimdiden kıpır kıpır yapmaya başladı.
Mesela Yunanistan. Çin Seddi gibi ördüğü öküzleme defansıyla 2004'te yolun sonunu nasıl gördüler hala anlayamıyorum ama bu sene İsveç ve Rusya işlerin böyle yürümeyeceğini gösterdi kendilerine. Aslında ben Rusya lehine çok daha şık bir skor bekliyordum. İspanya'ya karşı skor olarak ezilmiş de olsalar çok diri ve hızlı atağa kalkan bir takım Rusya. Ve içimden bir ses son maçta İsveç'i yenip üst tura çıkacaklarını söylüyor. Yunanistan'ınsa ülkesine eli boş dönmemesi için üst turu garantilemiş İspanya karşısında bir şansı var. Belki bir şeref golü... ve hatta puan.

C Grubu için herkes hep bir ağızdan Ölüm Grubu demişti kuraların çekildiği gün. Haklı da çıktılar. 88 şampiyonu Hollanda'nın seri katilliğinde devam eden ölüm grubunun şanslı seçilmişi son maçlar sonunda promosyon niyetine çıkacak bir üst tura. Her ne kadar Hollanda'nın bütün maçlarını kazanarak şampiyon olmasını hayal etsem de bu gruptan Romanya'nın bir şekilde çıkmasını istiyorum. Evet, çok şey istiyorum ama bu kupa izleyenlere öyle şeyler veriyor ki, insan ister istemez şımarıyor.

Hırvatlar ve Almanların (nşa) üst tura çıkacağı kesin gibi. Bahis şirketlerinin şampiyonluğu durumunda 1'e 250 verdiği bir ev sahibinin yanına Polonya'yı da ekleyince, bu son kaçınılmaz oluyor demek ki. Tek dileğim, Almanya'nın ilk maçtaki performansını 3. maçta ve ilerleyen turlarda da göstermesi. Ekol olarak pek sevmesem de iyi futbol oynayan bir Almanya'yı gücün temsilcisi olarak, Avrupa'nın 3 Güney Amerikalısı, futbol romantiği Hollanda, Portekiz ve İspanya'nın karşısında izlemek isterim.

A grubunda ise sürpriz bir sonuç çıktı.
Turnuvaya eşantiyon olarak katılan iki Ev sahibi ülkeden sonra şampiyonluğuna en az şans tanınan ülke Türkiye'ydi. Çekler içinse 'kupayı alırsa şaşırmayın' uyarıları yapılıyordu. Adamlar da sadece bunun hakkını verecek kadar oynadı. İsviçre'yi yendi, Türkiye'yle oynadığı ölüm kalım maçınıysa son 15 dakikaya 2-0'lık bir avantajla taşıdı. Favoriler listesindeki Portekiz'inse üst tura çıkmasına para veren tek bir bahis şirketi bile yoktu. Ve bunun nedenini ilk iki maçtaki temiz skorlarla göstermiş oldular. Son maçta İsviçre'ye 'nasıl' değil de 'neden' yenildiklerini merak ediyorum sadece.
Ve Türkiye...
Portekiz ve İsviçre maçlarındaki kötü futbolumuzu Çek Cumhuriyeti maçında da sürdürdük. Ve bana kalırsa üst tura çıkmamızı asıl kolaylayan şeyse bu kötü referanslarımızdı.
Şöyle ki; Çeklerin hocası Karel Bruckner her ne kadar dünyaca ünlü bir takımı hiç çalıştırmış olmasa da tüm otoritelerce dehası ve yeteneği kabul edilmiş, saygı duyulan bir isim. Hele ki elinin altında defansı Seri A’dan toplanmış çakı gibi bir takım varsa daha da tehlikeli olacağı tartışma götürmez. Ve bana kalırsa böyle bir hocanın emrinde koşan böyle bir takım, 2-0 önde götürdüğü bir maçı da son 15 dakikada hayatta vermez. Yalnız, sanki bu adam önceki iki maçımızı iyi izlemiş ve kendi takımına karşı oynadığımız 70 dakikalık süreçte kendinden çok bize karşı büyük bir güven büyütmüş içinde. Bu takım bu defansa hayatta gol atamaz rahatlığını da sırtına minder yapıp yaslamış takımını geriye. Öyle ya! Rakibin 180’i diğer maçlardan olmak üzere toplam 250 dakikadır oynadığı futbola bakarsan artık bu iş (kabul edin, bizim için de geçerli) bitmişti.
Ama olmadı işte. Karel Bruckner bir şeyi hesap edemedi. Evet, Türkler kötü futbol oynuyordu… ama özünde hepsi birer deliydi. Bu Servet’in gözlerinden okunuyordu. Arda’nın, Hamit’in yüzüne resmolmuştu. Şerefli malubiyetler döneminden kalma formamızın renginin anlamı da buydu biraz derine inersek. Ve birden bir şeyler oldu. Millilerimiz Arda’nın golüyle birlikte ama şuurlu, ama şuursuz sağlı sollu akmaya başladı rakip ceza sahasında. Aslında işin teknik boyutuna bakacak olursak sollu geldiğimiz söylenemez ama (:

Öyle böyle derken üçüncü kez katıldığımız Avrupa şampiyonasında ikinci kez çeyrek finale yükselmiş olduk. Rakip Hırvatistan gerçekten çok iyi bir takım. Dürüst olmam gerekirse düşündüğüm tam olarak şu; Hırvatistan bizden daha iyi bir takım. Ama aynı eminlikle Çeklerden daha iyi olduklarını söyleyemem. Ve Çekleri 15 dakikada bozguna uğratabiliyorsak, Hırvatları da yenebiliriz.

Durumdan malzeme ve malzemeden komiklik çıkartmak isteyenler varsa hemen uyduruk spor gazetelerinden birini alsın. Şimdi içinde Viyana kapılarına dayanmayla ilgili destansı sloganlar, Çanakkale’de yokluklar içinde yazılan destandan örnekler falan döşenmiştir.
Oysa futbol, Türkiye için sadece futboldur.

Dünkü maçı kazanmış olmamız elbette ki gururlandırdı beni. Ama beni en çok etkileyen şey sahadaki takımın 15 dakikaya sığdırdığı rüya ve sonrasında karşılıklı olarak farklı anlamlarda akıtılan gözyaşıydı. Hiç sevmediğim Manchester United’ın kupayı, iki dakikada Bayern Münih’in avucunun içinden aldığında gördüğüm rüya gibi. Kamerun’un İngiltere’ye kaybettiği maçtan sonra yasa bürünen kara kıtanın o yıl gördüğü rüya gibi.

İşte bu yüzden Hollanda diye cırlayıp duruyorum. Çünkü, dün Millilerimiz bize izlettiği güzel rüyanın çok daha kapsamlısını nakış nakış işliyorlar sahaya. Futbolu skorun ve renklerin ötesinde bir aşkla seven herkese unutulmaz bir şampiyona izletiyorlar.

Futbol,
İşte böyle bir şey..

infinitedreams
16.June.2008, 11:56
Üst tura çıkan ya da çıkmayı garantileyen x takım şunlar;
Portekiz, Türkiye, Hırvatistan, Hollanda, İspanya

- İlk 18 maç sonunda toplam 46 gol atılırken golsüz biten tek karşılaşma Romanya-Fransa arasında oynandı.

- Türkiye-Çek Cumhuriyeti (3-2) / İspanya-Rusya (4-1) / Hollanda-Fransa (4-1) maçları en gollü maçlar oldu.

- Gol Krallığı listesinin tepesinde 4 golle İspanyol David Villa Sanchez bulunuyor. 3 gol atan Alman Lukas Podolski ve İsviçreli Hakan Yakın Listedeki diğer isimler. 2 golü bulunan dört oyuncudan ikisi bizden; Arda Turan, Nihat Kahveci.

- Bugüne dek hakemler 69 sarı, 2 kırmızı kart gösterdi. Rusya, İsveç ve İspanya gördüğü birer sarı kartla en centilmen takım durumundalar. En hırçın ülke ise 10 sarı ve 1 kırmızı kartla Türkiye. Diğer kırmızı kart gören takım Almanya olurken Hiç kart çıkmayan tek müsabaka İspanya-Rusya maçı oldu.

carvalho
16.June.2008, 12:19
Öncelikle, şampiyonada yine çok kaliteli maçlar oynanıyor. Avrupa Şampiyonası’nda her zaman Dünya Kupası’na göre daha kaliteli maçlar olur zaten, güç dengeleri arasında öyle aman aman fark olmadığı için; lakin Dünya Kupası her zaman daha çok ilgi görmüştür, farklı tarzların bir araya gelmesinden ötürü. Latin estetiği, Avrupa disiplini, Asya’nın futbolu yeni keşfi, Afrika’nın sömürü’ye başkaldırışı gibi binlerce tarz ve unsur bu kupayı daha keyifli kılar.
<O:p</O:p
Ancak, futbolu “futbol kalitesi” için izlemek istiyorsanız adres Avrupa Şampiyonası olmalıdır ve 2008 de bu minvalde ilerliyor.
<O:p</O:p
Beni üzen ve kaygılandıran en büyük unsur, artık bu konuda en muhafazakar olduğu düşünülen ülkelerin bile artık devşirmelerle kadro kurması idi. Almanya forvetinde Gomez’i gördüğümde oldukça üzüldüğümü belirtmeliyim. Polonya asıllı Klose’den gol pası alıp Polonya’ya golü lık diye atan Polonya asıllı Podolski gol atıyor ve sevinemiyor, öz ülkesine saygısından. Aynı şekilde Hakan Yakın da öyle. Milli marşlarda takım oyuncularını yakın çekim gösteriyor, ülke oyuncuları heyecanla marş okurken devşirmeler ciklet çiğniyor (ama Allah var bizim Cuma, yani Aurelio aslanlar gibi söylüyor marşımızı). Benim kişisel görüşüm, daha sonra milliyet değiştiren oyuncular, kaç sene oturursa otursun o ülkenin milli takımında oynayamamalı. Doğma büyüme o ülkenin insanı olursa belki… Milli takımlar bari endüstriyel futbola bulaşmasın, kazanmak için her yol mübah olmasın…
<O:p</O:p
Beni sevindiren unsur ise artık yıldız yetişmiyor diye küsülen günümüz futbolunun takım oyunu ile kendi kendini yıldızlaştırması olmuştur. Turnuva öncesi herkes Christiano Ronaldo derken Hollanda oynadığı futbolla Christiano Ronaldodan daha çok konuşulmuş ve dikkat çekmiştir. Önemli ölçüde güce ve takım stratejisine dayalı günümüz futbolu yıldız çıkarmaya müsait değil zaten.
<O:p</O:p
Benim favorim İspanya idi. Hollanda’yı gördükten sonra favorim değişir gibi oldu ama yıllar yılı üst düzey turnuvalarda bir kere şampiyon olamayan ancak Real Marid-Barca gibi markaları bizlere sunan İspanya’nın artık bir şampiyonluğu hak ettiğini düşünüyorum ve umuyorum. Fabregas-Senna-Xavi-İniesta orta sahası, Torres-Villa forveti, Puyol-Ramos-Capdevilla-Arbeloa defans kurgusu bence İspanya’yı sonuna kadar taşır…
<O:p</O:p
Bize gelince, dün Rıdvan Dilmen satır arasında çok güzel bir şey söyledi. “Biz gruptan çıktık ama Türk milli takımın asıl karakterini yansıtan hücum oyununu hala sergileyemedik. Hırvatistan maçında bunu bekliyorum” dedi ve bence çok haklı. Çek ve İsviçre maçının maçının ikinci yarılarını (son 15 özellikle tabii ki) oynadığımız anda çılgınca yarı final oynayabiliriz. Avrupa Şampiyonasında çeyrek finalin bile anormal başarı sayılması gerektiği şu ortamda yarı finale çıkan oyuncu ve teknik kadromuz yeni bir efsaneye de isimlerini yazdırmış olacaklar.

doğan
16.June.2008, 13:23
Akşamki maç inanılmazdı. tam ümitlerimiz tükenmek üzereyken millilerimiz coştu ve maçı 3-2 kazanmayı başardılar. Hepsine sonsuz başarılar..

carvalho
19.June.2008, 09:20
Sandıktan Rusya çıktı...

Abicim o ne hızlı ve akıllı oyundur öyle. Defanstan 4 pasla rakip kaleye gidebilen dirayette top oynuyorlar. Yıllar yılı hem sert hem teknik top oynayan İsveç'i darmadağın ettiler. İşin sırrı Hiddink'tedir onu der onu söylerim. Adamın çalıştırdığı hiçbir takım başarısız olmadı (Pardon bir tek Fener'de başarıszdı). PSV efsanesini yarattı ve 1990'larda şampiyon kulüpler kupası'nı kaldırdı, futbolu bilmeyen G.Kore'ye futbol öğretti dünya 4. sü yaptı, Avustralya'yı Dünya Kupası'nda gruptan çıkardı, şimdi de sil baştan kurduğu gepegenç Rus takımıyla harikalar yaratıyor.

Beşiktaşlı olduğum için hayalimdi Hiddink'i takımımın başında görmek ama bu kariyerde bir hocayı almak mümkün olmasa gerek. Biz de çalıştırdığı takımları seyrederek keyif alıyoruz.

Nihat kardeşim, Cumartesi akşamı süper maçı beraber seyredeceğiz RR buluşmasında. Sen Hollanda ben Rusya bakalım kim kazanacak. Eminim ki turnuvanın en iyi futbolu oynanacak...

yenikoylu_ua
19.June.2008, 09:39
Hollandayla final oynarız üzmeyin kendinizi

infinitedreams
19.June.2008, 11:41
Nihat kardeşim, Cumartesi akşamı süper maçı beraber seyredeceğiz RR buluşmasında. Sen Hollanda ben Rusya bakalım kim kazanacak. Eminim ki turnuvanın en iyi futbolu oynanacak...
Kesinlikle çok keyifli olacak. Ve hatta Hollanda'ya karşı oyunu her yönüyle oynayabilecek tek takım olarak sadece Rusya'yı görebiliyorum.
Aslında Rusya, İspanya'dan 4 gol yediği gün bile gruptan çıkacağını bas bas bağırmaya başlamıştı. Maçın kaç kaç bittiğini bilmeden, golleri görmeden izlenebilse, bu daha da çok belli olur.

Grup sıralamaları adına daha iyi bir tablo çizemezdim. Hani 'gönül bağı' anlamında düşünüp "şunlar şunlar" çıksın desem, sadece İtalya'yla Romanya yer değiştirmiş olurdu. Tabi bunlar gönlümün istedikleri... turnuva öncesi tahminlerimin çoğu çuvalladı.

A grubunda grup maçları sonunda turnuvayı terk eden tek takım olacağımızı sanıyordum mesela. İsviçre ev sahibi olarak orda kalacak, ama futbol oynamayacaktı.
Hırvatistan-Almanya ikilisi kabak gibi ortadaydı, öyle de oldu. Ama dürüst olmam gerekirse ilk maçının 10.dakikasına kadar Hollanda'ya hiç güvenmiyordum. Tamam, belki turnuva öncesinde en güçlü ekiplerden biri olarak gösteriliyorlardı ama bu Hollanda için alışılmamış bir şey değil ki. Katıldıkları turnuvaların yarısından çoğunda favori gösteriliyorlar ama bugüne dek sadece bir kupa kaldırabilmişler. O zamanlar 7 yaşında olan bir çocuğu ağlatan 1988 avrupa şampiyonası. O kadar.
Son grupta ise Rusya sürprizdi. Sürprizdi demek yerine beklenen değildi dersem biraz daha yumuşatmış olurum herhalde.

Turnuvanın ilk bölümünün yıldızları kimlerdi?
Bana kalırsa sayılabilecek bir kaç isimden biri Arda olur kesinlikle. Yıldız denince akla, saçını daha iyi tarayanlardan sonra maçı bir anda çevirebilen adamlar geliyor. Genelde takımların iyi başlayıp iyi bitirdiğini ya da kötü başlayıp kötü bitirdiğini de gözönüne alırsak 3'er maçlık bu kısa dönem için Arda gerçekten önerilebilecek bir isim.

Bunun dışında millerimizin 255. ve 270. dakikalarda oynadığı oyun ve bu oyunun sonuç vermesi diğer bir yıldız adayı.
Selçuk'un da bahsettiği üzere Hiddink'te üzerine düşünülmesi gereken bir isim. Bu adam acaba neyi biliyor?
Sakın futbolda defansa gereğinden fazla önem veren takımların asla futbolu öğrenemeyeceğini biliyor olmasın?
Sakın Avrupa Şampiyonu olmasına rağmen Yunanistan'ı kimsenin konuşmuyor olmasının nedenini çözmüş olmasın?
Sakın bir maç için ayrılan 90 dakikalık zamanın yavaş futbol oynamak için çok kısa bir zaman olduğunun bilincinde olmasın?

Hollanda'nın 270 dakikanın tamamına yaydığı seyir zevki yüksek oyunu ise turnuvanın bence en büyük yıldızı. Ne güzel ki, evire çevire yendiği rakipleri bile ister istemez bu güzelliğe ayak uydurup kendi oyunlarına çeki düzen veriyorlar.
Yıllardır bizim aklımıza kazınan klişe şuydu; rakip oyunu kapatırsa, top oynamazsa... sen de oynayamazsın!
Belki de bunun sebebi 'işine gelmeme' olayıdır.
Çünkü oynanan maçların bir çoğunda takımlardan biri oyunu açtıkça, aklı başında ataklar olgunlaştırıp rakip kaleye indikçe diğer takımın oyununda da bir iyileşme gördük. Tabi bu kalitesi belli bir düzeye ulaşmış takımlar arasında olabiliyor ancak. İtalya gibi. Hollanda'ya 3-0 yenilen İtalya, o maçta belki son zamanların en keyifli futbolunu oynamıştır.
Bilmiyorum, belki abartıyorumdur ama... öyle gibi geliyor bana işte.

Şimdi önümüzde eli ayağı düzgün harika bir çeyrek final süreci var.
Portekiz - Almanya
Hırvatistan - Türkiye
Hollanda - Rusya
İspanya - İtalya

Hırvatların eski Yugoslavya'nın bayrağını taşıdığını düşünürsek bu sekiz takım arasında geçmişi belli, köklü bir oyunu/ekolü olmayan tek ülke Türkiye. Aslında bunun gurur duyulacak büyük bir yönü var. Altı üstü 10-15 yıldır olgunlaştırmaya başladığımız oyunumuzla böylesi geçmişi ve özgüveni olan takımlarla beraber son sekize kalmak her şeyden önce saygıyı hakediyor.

Ne mutlu ki Portekiz, Hollanda ve İspanya birbirlerine düşmediler. Bu üç liderin katılacağı yarı finaller bana, büyük bir kısmı canlı kanlı göremediğim 94 öncesi Brezilya ekolünün dünya futbolu üzerindeki etkisini hatırlatıyor. Oyunu önce keyif almak, sonra kazanmak için oynayanların yükseldiği romantik futbol devri. Hayal etmesi bile büyük keyif.

innocentbystander
21.June.2008, 09:02
Bence bu Hirvatlar bizim takimi cozmus. 'Bu Turkler deli, gol atmazsak sahada dolanir dururlar ama erken gol atarsak delirip bizi cig cig yerler, en iyisi son dakikada atalim da sakata gelmeyelim' dediler ama yine olmadi, yine olmadi :mrgreen:

Bakalim carsamba aksami ne olacak. Almanya eskisi gibi degil, bizimkilerin ise ne yapacagi belli olmuyor. Lineker'in dedigi gibi (infinitedreams yazmis ya yukarida, "...sonunda almanlar kazanir.") mi sonuclanacak yoksa bizimkiler finale mi gidecek...

okan
21.June.2008, 09:28
Hollandayla final oynarız üzmeyin kendiniziAllahmı söyletti ne...????

altug
21.June.2008, 10:06
Allahmı söyletti ne...????


inşallah ...

bozkurt
21.June.2008, 10:45
EN BÜYÜK TÜRKİYE BAŞKA BÜYÜK YOK.
Varmı ötesi.
Kazasız sürüşler.
Sağlıcakla kalın.

X__utku__X
21.June.2008, 10:52
KIRMIZI..BEYAZ..EN BÜYÜK TÜRKİYE..
ya ne güzel son dakikaydı o öle.ben golü yiyince kızdım balkono çıktım bide baktım gol.hemen üstümü değiştirdim penaltılara geçmeden.eve 2.5 da girdim.hayatımda bi maça bu kadar sevinmemiştim.herkez korksun bizden.

rakursi
21.June.2008, 11:08
maçın her dakikasını kalbim ağzımda seyrettim.
o golü yediğimizde yok ya olamaz, bu kadar bekledik , gerisi gelmeli demiştim.
sonrası tam bir ŞOK ve dalga dalga gelen sevinç.

penaltılarda zaten emindim ,o maç bizimdi :p

Tayfun
21.June.2008, 11:50
ŞU ÇILGIN TÜRKLER PART 2 :mrgreen:

Bizimkiler bunu adet etti bence, maçın sonuna kadar ellemeyip gol yiyolar rakp sevinip ikarus sendromuna yakalanınca çatır çatır takıyorlar golleri, eee demekki bizimkilerde böyle fantazi yapıyolar kendilerine göre :mrgreen: 119 uncu dakikada yenilen golle hırvat hocanın 2 eli açık sevinç deparından 40-50 saniye sonra yediği golle limon yalamışa dönmüş suratına bakmak benim için dünyadaki en büyük keyif oldu valla. Biz aynı bu şekilde devam edersek herkeşleri yeneriz kardeşimmmm :p

infinitedreams
21.June.2008, 12:16
Avrupa'nın, kağıt üzerindeki en büyük 4 takımından ikisi belli oldu.
A ve B gurubu liderleri evlerine dönerken bu grupların ikincileri kozlarını yarı finalde paylaşmak üzere hazırlıklara başladı. Bizim millilerde sakat olmayan oyuncuların yarısı cezalı. Turnuva boyunca gördüğümüz 15 kartın kaçı yerinde kartlardı acaba?

Herneyse...
Bakın Alman Bild gazetesi dünkü maçın haberi web sitelerinden hangi başlıkla duyurmuş; "Bu türkler, bizi de paketler".

Ve BBC... özetle şuna benzer bir haber yapmış;
"Evet, Türklerin bir-kaç çok önemli adamı Almanlara karşı oynayamayacak. Peki 'maçı Almanlar kazanacak' diyebilir miyiz? Tabii ki hayır. Türkler B Filmi canavarları gibi. Siz ne kadar öldürürseniz öldürün, yine üzerinize geliyorlar".

Tayfun
21.June.2008, 12:25
Avrupa'nın, kağıt üzerindeki en büyük 4 takımından ikisi belli oldu.
A ve B gurubu liderleri evlerine dönerken bu grupların ikincileri kozlarını yarı finalde paylaşmak üzere hazırlıklara başladı. Bizim millilerde sakat olmayan oyuncuların yarısı cezalı. Turnuva boyunca gördüğümüz 15 kartın kaçı yerinde kartlardı acaba?

Herneyse...
Bakın Alman Bild gazetesi dünkü maçın haberi web sitelerinden hangi başlıkla duyurmuş; "Bu türkler, bizi de paketler".

Ve BBC... özetle şuna benzer bir haber yapmış;
"Evet, Türklerin bir-kaç çok önemli adamı Almanlara karşı oynayamayacak. Peki 'maçı Almanlar kazanacak' diyebilir miyiz? Tabii ki hayır. Türkler B Filmi canavarları gibi. Siz ne kadar öldürürseniz öldürün, yine üzerinize geliyorlar".


İşte budur abi ya, savaştada maçtada korkulan bir milletiz daha napalım biz. Hani bir söz vardır "FUTBOL 11 E 11 OYNANAN VE ALMANLARIN KAZANDIĞI BİR OYUNDUR" diye, bakalım biz bu tezi yıkabilecekmiyiz...

infinitedreams
26.June.2008, 00:54
İlginç bir turnuva. Koşan, belli bir kurgusu olan, sürekli gol atmak isteyen, futbolu gerçekten oynayan bir turnuva izliyoruz. 2000'li yıllarda iyice sanayileşen Avrupa Futbolu'nun, Güney Amerikalıların bile salya akıtarak izleyeceği güzellikte top oynaması, tüm skorlardan öte bir haz veriyor insana. Önce, sıradan bir gerçek futbol romantiği olarak müthiş keyif aldım turnuvadan, sonra da bir Türk olarak gurur duydum akıllara zarar yarı final maceramızdan.

Öyle işte...

Bir futbol turnuvasında, 90 dakikanın tamamında güzel oynadığın tek maçı kaybetmek de varmış. Mevkisinde dünyanın en iyilerinden sayılan bir adamın çocukça bir hatası yüzünden oturduğun koltuğa dibine kadar gömülmek de. 4 maçtır süren sindirme operasyonuna yarı finaldeyken, hem de tüm dünyanın gözü bu maçın üzerindeyken bile devam edilebiliyormuş eli düdüklü düdüklerce. 25 kişilik kadrodan 15'i ayağına krampon giyebiliyor, ve sen hala bu iflah olmaz gururunu siper edip gidebiliyormuşsun rakibin üstüne. Ama olmuyor bazen.

Öyle işte..

Son şampiyon Yunanistan evine puansız dönerken, Dünya Kupası finalistleri özür dileyecek bile yüzü olmaksızın bavullarını toplarken, yıllardır izleyemediğimiz güzellikte bir oynayan ölüm grubunun seri katili Hollanda bile çeyrek finalde havlu atarken turnuvayı sadece televizyondan izleyebilen İngilizler hep bizi konuştu.

Öyle işte..

Turnuvaya katılma başarısını göstererek bize bir takımı can-ı gönülden destekleme şansını veren tüm oyunculara teşekkür etmekten başka ne yapabiliriz ki. Belki ileriki turnuvalarda, sürekli gol arayan takımı oynabilecek kudrette olduklarını farketmelerini. O kadar.

Süper Lig'de, koskoca sezonda sadece 2 maç izlemiş biri olarak bana futbolu tekrar sevdiren, futbolun Rocky 4'teki Ivan Dragon mantığına tamamen teslim olmadığını ispatlayan tüm Euro 2008 katılımcılarına da teşekkür ediyorum.

Turnuvanın her yönüyle mükemmel en keyifli maçı Rusya-Hollanda arasında oynandı. Kalan iki maçın da ancak üzerine güzel bir cila olabileceğini düşünüyorum. Ve bir Avrupa Futbol Şampiyonasının da aynı tadı vermesini düşlüyorum.

Öyle işte..

innocentbystander
26.June.2008, 09:31
Tam top oynamaya başladık, bu sefer de turnuva bitti bizim için.

Keske hocamiz turnuvaya goturdugu kalecileri daha dikkatli secseymis. En azindan yedek kalecimiz kulübünde bari yedek olmayan bir kaleci olsaymış. Italia 90'daki Arjantinli yedek kaleci Goycoechea'nin nasil kahraman oldugunu hic unutamam.

Gurur verici bir oyun oynadik, ilk yari Alman yari sahasinda gecti. Hakem Almanlara kart gostermedi belki ama Sabri'nin Lahm'a yaptigi hareket penaltiydi bence. Bizim Kazim'inki ise ucuz penaltiydi, onu kimse vermez. Onlarin da hakemden bizim kadar sikayetci oldugundan eminim. Attigimiz birinci gol bana yillar once grup eleme maclarinda Hakan Sukur'un kafa vurusundan sonra Oliver Kahn'in topun pesinden
kaleye emeklemesini hatirlatti, oyle bir beyhude cabalama... Bir de mactan sonra atv spikeri Lehmann'la yaptigi röportajda sordugu ezik soruya aldigi cevabi tercume etmeye utandi herhalde, duyabildigim kadariyla soyleydi:
...
atv: Turkiye de finale cikmayi haketmisti degil mi? ('Türkiye şog güzeğl, şoğg guclu takim, yine gelecek ben' demesini bekliyor')
Lehmann: Hmm, aslinda tum takimlar bunu hakeder ama önce rakibi yenmeniz lazım.
...
Yahu bu Isvicre'de zemini duzgun bir saha yok muymuş, adamlar yer yer çim gorunmeyen sahada yarı final oynattı. Biz yapsak odun derler, kazma derler. Isvicreli yapinca $ugar. Oh ne ala memleket.