infinitedreams
07.August.2008, 11:06
“Manyak mısınız siz”
“Biraz”
Eğer nüfus yoğunluğu tüm dünyada Alaska’daki kadar olsaydı İstanbul’da sadece 2315 kişi olurdu.
Çok yüksek gökdelenler kuvvetli rüzgarlar için 1 metrelik esneme payıyla inşa edilmişlerdir.
70 km/s hızla motosiklet kullanırken duvara çarparsanız, %90 ölürsünüz.
…ve bunun gibi binlerce cümle.
“Eğer” diyorum, “önüme; ya bileceksin, ya gezeceksin diye iki seçenek koysalar… düşünmeden gezmeyi seçerdim”
Bir ara deli gibi yağmur yağıyordu. Ve ben kısmen dinecek olan genel susuzluktan önce akşam motosiklete binip binemeyeceğimi düşünüyordum.
Bencil miyim? Yoksa bencil miyiz?
‘Aman Tanrım’ filminde ‘dünya barışı istiyorum’ diye dua eden kişiye diyordu adam; “eğer niyetin Miss America olmaksa, iyi bir cevap olurdu” diye. Kabul edin… hiç birimiz Miss America falan olmayacağız. Tek derdimiz ‘mutlu uyumak’.
Neden hiç birimiz 100 yaşından önce ölmek istemeyiz?
Çünkü hala yapacak şeylerimiz var. Hepsini ısrarla ertelediğimiz ve yapmadan önce asla ölmek istemediğimiz şeyler. Kastettiğim ev, araba sahibi olmak falan değil. Taj Mahal’i görmek, Çin Seddi’nin üstünde yürümek…
Kendi ellerimizle ‘her şeyiyle benim’ diyebileceğimiz bir chopper yapmak.
Daha ötesinde hayallerimiz de vardır muhakkak. Rock in Rio’da 250 bin insana çalan Iron Maiden’ın solisti olmak gibi. İnsanlar bu duyguyu yaşayabilmek için uyuşturucu kullanıyorlar. Yani hayalini simüle edebilme karşılığında ömründen veriyorlar. Çok mu doyumsuzuz?
Iron Maiden’dan bahsedince aklıma geldi. Üstü kapalı bir şekilde Judas Priest’i anlatan RockStar filminde menajer, kafası karışmış genç, yeni soliste şunu diyordu; “Senin işin, başkalarının hayal ettiği şeyi yaşamak. Sakın eksik yaşama”
250 bin kişiye konser veren bir adam değilim belki ama aslında milyonlarca insanın canı gönülden istediği ve hemen hemen hiçbirinin farkında bile olmadığı bir şey yapıyorum ben. Mesai saatleri, patronlar, resmi selamlaşmaların arasında her geçen gün kaybolan bir dünya insan için bir yıllık Hindistan tatili ne ifade ediyorsa bizim için motosiklet odur işte. Hepimiz sosyal yaşamın elverdiği ölçüde de olsa birer buddha’yız.
Hani bir buluşma sonrası yağmurda süren birine polis sormuş ya “manyak mısınız siz?” diye.
- Manyak mısınız siz?
- Biraz
Evet biz manyağız. Tüm dünyanın yas bildiği siyah’ı mutlu günlerinde giyen bir Japon kadar manyağız. Turkcell reklamında, arabanın camına bakarak saçlarını düzelten kız kadar rahatız. Kimsenin hakkına tecavüz etmeden canı istediğini yapan adamlarız biz.
İnsanların adını koyamadığı hayalleri yaşıyoruz.
“Biraz”
Eğer nüfus yoğunluğu tüm dünyada Alaska’daki kadar olsaydı İstanbul’da sadece 2315 kişi olurdu.
Çok yüksek gökdelenler kuvvetli rüzgarlar için 1 metrelik esneme payıyla inşa edilmişlerdir.
70 km/s hızla motosiklet kullanırken duvara çarparsanız, %90 ölürsünüz.
…ve bunun gibi binlerce cümle.
“Eğer” diyorum, “önüme; ya bileceksin, ya gezeceksin diye iki seçenek koysalar… düşünmeden gezmeyi seçerdim”
Bir ara deli gibi yağmur yağıyordu. Ve ben kısmen dinecek olan genel susuzluktan önce akşam motosiklete binip binemeyeceğimi düşünüyordum.
Bencil miyim? Yoksa bencil miyiz?
‘Aman Tanrım’ filminde ‘dünya barışı istiyorum’ diye dua eden kişiye diyordu adam; “eğer niyetin Miss America olmaksa, iyi bir cevap olurdu” diye. Kabul edin… hiç birimiz Miss America falan olmayacağız. Tek derdimiz ‘mutlu uyumak’.
Neden hiç birimiz 100 yaşından önce ölmek istemeyiz?
Çünkü hala yapacak şeylerimiz var. Hepsini ısrarla ertelediğimiz ve yapmadan önce asla ölmek istemediğimiz şeyler. Kastettiğim ev, araba sahibi olmak falan değil. Taj Mahal’i görmek, Çin Seddi’nin üstünde yürümek…
Kendi ellerimizle ‘her şeyiyle benim’ diyebileceğimiz bir chopper yapmak.
Daha ötesinde hayallerimiz de vardır muhakkak. Rock in Rio’da 250 bin insana çalan Iron Maiden’ın solisti olmak gibi. İnsanlar bu duyguyu yaşayabilmek için uyuşturucu kullanıyorlar. Yani hayalini simüle edebilme karşılığında ömründen veriyorlar. Çok mu doyumsuzuz?
Iron Maiden’dan bahsedince aklıma geldi. Üstü kapalı bir şekilde Judas Priest’i anlatan RockStar filminde menajer, kafası karışmış genç, yeni soliste şunu diyordu; “Senin işin, başkalarının hayal ettiği şeyi yaşamak. Sakın eksik yaşama”
250 bin kişiye konser veren bir adam değilim belki ama aslında milyonlarca insanın canı gönülden istediği ve hemen hemen hiçbirinin farkında bile olmadığı bir şey yapıyorum ben. Mesai saatleri, patronlar, resmi selamlaşmaların arasında her geçen gün kaybolan bir dünya insan için bir yıllık Hindistan tatili ne ifade ediyorsa bizim için motosiklet odur işte. Hepimiz sosyal yaşamın elverdiği ölçüde de olsa birer buddha’yız.
Hani bir buluşma sonrası yağmurda süren birine polis sormuş ya “manyak mısınız siz?” diye.
- Manyak mısınız siz?
- Biraz
Evet biz manyağız. Tüm dünyanın yas bildiği siyah’ı mutlu günlerinde giyen bir Japon kadar manyağız. Turkcell reklamında, arabanın camına bakarak saçlarını düzelten kız kadar rahatız. Kimsenin hakkına tecavüz etmeden canı istediğini yapan adamlarız biz.
İnsanların adını koyamadığı hayalleri yaşıyoruz.