infinitedreams
12.August.2008, 11:55
Diğer başlıkta konu kaymasın diye buradan devam etmek istedim.
HOG’un adını geçtiği bir diyalogda Hando kardeşim konuya güzel bir yerden bakmış;
harleycilerin sizin motorlarınızla bir sorunu yok bence...
onların sıkıntısı sizin chopper motordaki giyim tarzınız...
işte onunların sizde arayıpta bulamadığı bu mototr cc si değil
Evet, bana kalırsa bu da marka, cc başlıklarının haricinde diğer bir sorun.
Gerçek motosiklet kulüplerinde hakkı verilerek kullanılan bir sıfat vardır 'pozcu' diye.
Motorcu olmanın motosiklet kullanmaktan o üniformalaşmış kıyafetleri giymekten geçtiğini sanan adamlar için derler bunu. Burada lafım Hando’ya değil kesinlikle. İçimde kopan fırtınaları gözlerime bakıp göremeyen ve üstümdeki ceketin tipine göre benim motorculuğum hakkında fikir sahibi olan adamlara. Geyik bir filmdi belki ama Wild Hogs'u izleyenler filmin sonlarında ortaya çıkan o motorcunun söylediklerini kaçırmamış olmalılar. Ekibin eski lideri şöyle bir şeyler diyordu; "neden yalnız takılıyorum, yalnız sürüyorum sanıyorsunuz! şimdi buradan gidin ve sadece sürün. ta ki sürmenin ne demek olduğunu anlayana kadar".
Aslında Selçuk'a katılıyorum.
Altındaki motosikletin keyfini alabildikten sonra ister üzerinde püskülleri ve kuru kafalarıyla deri yelek giyersin, ister önünde Tweety'nin bir resmi olan açık renk bir tişört.
Yalnız ütülü, yakası kolalı ve göğüs kısmında polo amblemi olan gömlekler hariç. Çalışma hayatı zorunluluğu dışındaki Pazar günlerinde böyle bir gömleğin yükünü omuzlarında taşıyan adam zaten yeterince ezberletilmiş kurallı hayatın içine çekilmiştir. Onun bir motosikletten önce sosyal bir danışmana ihtiyacı var.
Eğer bu motosiklete yoğun bir felsefi anlam yüklediğini düşünüyorsa bir adam, öncelikle şık olmak gibi bir kaygısı olmamalı. Bu çok katı bir kuraldır ve ihlali durumunda motosiklet sadece bir ulaşım aracı olarak kalır adamın altında.
Buna rağmen hala –ilk bakışta- tek tip giyinmelerinin nedenini de motosiklete değil, yaşam felsefesine bağlıyorum ben. Etrafımızda sık sık motorcu tipli ama motosikletten haberi olmayan adamlar görmüyor muyuz?
Yani aslında ‘motosiklet kulananlar öyle giyinir’den çok o tip kıyafetlerin anlamlı geldiği adamlara motosiklet olayı da sıcak gelebiliyor diyebiliriz diye düşünüyorum. Aynı şey heavy-metal’de de var. Metal dinlediği için siyah giyen adamlar motorcu tabiriyle aptal pozculardır. Zaten siyah’ı benimseyen insanların gün gelip de metal tanıştığında onu çok sevmeleri de kaçınılmaz bir gerçektir.
Aslında fark ettim de, yazarak anlatmayı pek beceremiyorum galiba (:
Her neyse…
H.O.G şöyle, Kings böyle, Tigers bilmem ne tribine girmek istemiyorum. Zaten de haklarında pek de bir bilgim yok.
Bunlar motorcu mu, pozcu mu, otçu mu, haydut mu bilemem. Açıkçası umrumda da değil.
Benim için bu konuyla sınırlı motorcu kavramı şöyle bir şey;
Bir gruba katılmaktan keyif alabilir ama grup kaygısı asla yoktur.
Beraber sürdüğü adamın bütün risklerini paylaşır ama onunla sürmek zorunda hissetmez.
Molaları sever ama molalarda kendisi süzen insanları biletli kalabalıkmışçasına egolarına yedirmez.
Bir yere gitmek istediğinde belki bir iki arkadaşını arar ama kimse gelmezse çıkar, o yolu kendi yapar.
Motorculuk muhabbete fazlasıyla açık bir olgudur, tamam. Ama asla öncelik bu değildir.
Sürerken, kendisini yeryüzünde yaşayan tek insanmış gibi hissetmeyen bir sürücünün daha yapması gereken çok yol var.
Eğer dünyadaki tek insanmışsın gibi hissediyorsan sürerken, o an altındaki motorun markası yoktur, nereye gittiğinin çok da bir önemi yoktur ve çırılçıplaksındır.
Marifet organize olabilmek de değil, organize olmak zorunda hissetmemekte.
HOG’un adını geçtiği bir diyalogda Hando kardeşim konuya güzel bir yerden bakmış;
harleycilerin sizin motorlarınızla bir sorunu yok bence...
onların sıkıntısı sizin chopper motordaki giyim tarzınız...
işte onunların sizde arayıpta bulamadığı bu mototr cc si değil
Evet, bana kalırsa bu da marka, cc başlıklarının haricinde diğer bir sorun.
Gerçek motosiklet kulüplerinde hakkı verilerek kullanılan bir sıfat vardır 'pozcu' diye.
Motorcu olmanın motosiklet kullanmaktan o üniformalaşmış kıyafetleri giymekten geçtiğini sanan adamlar için derler bunu. Burada lafım Hando’ya değil kesinlikle. İçimde kopan fırtınaları gözlerime bakıp göremeyen ve üstümdeki ceketin tipine göre benim motorculuğum hakkında fikir sahibi olan adamlara. Geyik bir filmdi belki ama Wild Hogs'u izleyenler filmin sonlarında ortaya çıkan o motorcunun söylediklerini kaçırmamış olmalılar. Ekibin eski lideri şöyle bir şeyler diyordu; "neden yalnız takılıyorum, yalnız sürüyorum sanıyorsunuz! şimdi buradan gidin ve sadece sürün. ta ki sürmenin ne demek olduğunu anlayana kadar".
Aslında Selçuk'a katılıyorum.
Altındaki motosikletin keyfini alabildikten sonra ister üzerinde püskülleri ve kuru kafalarıyla deri yelek giyersin, ister önünde Tweety'nin bir resmi olan açık renk bir tişört.
Yalnız ütülü, yakası kolalı ve göğüs kısmında polo amblemi olan gömlekler hariç. Çalışma hayatı zorunluluğu dışındaki Pazar günlerinde böyle bir gömleğin yükünü omuzlarında taşıyan adam zaten yeterince ezberletilmiş kurallı hayatın içine çekilmiştir. Onun bir motosikletten önce sosyal bir danışmana ihtiyacı var.
Eğer bu motosiklete yoğun bir felsefi anlam yüklediğini düşünüyorsa bir adam, öncelikle şık olmak gibi bir kaygısı olmamalı. Bu çok katı bir kuraldır ve ihlali durumunda motosiklet sadece bir ulaşım aracı olarak kalır adamın altında.
Buna rağmen hala –ilk bakışta- tek tip giyinmelerinin nedenini de motosiklete değil, yaşam felsefesine bağlıyorum ben. Etrafımızda sık sık motorcu tipli ama motosikletten haberi olmayan adamlar görmüyor muyuz?
Yani aslında ‘motosiklet kulananlar öyle giyinir’den çok o tip kıyafetlerin anlamlı geldiği adamlara motosiklet olayı da sıcak gelebiliyor diyebiliriz diye düşünüyorum. Aynı şey heavy-metal’de de var. Metal dinlediği için siyah giyen adamlar motorcu tabiriyle aptal pozculardır. Zaten siyah’ı benimseyen insanların gün gelip de metal tanıştığında onu çok sevmeleri de kaçınılmaz bir gerçektir.
Aslında fark ettim de, yazarak anlatmayı pek beceremiyorum galiba (:
Her neyse…
H.O.G şöyle, Kings böyle, Tigers bilmem ne tribine girmek istemiyorum. Zaten de haklarında pek de bir bilgim yok.
Bunlar motorcu mu, pozcu mu, otçu mu, haydut mu bilemem. Açıkçası umrumda da değil.
Benim için bu konuyla sınırlı motorcu kavramı şöyle bir şey;
Bir gruba katılmaktan keyif alabilir ama grup kaygısı asla yoktur.
Beraber sürdüğü adamın bütün risklerini paylaşır ama onunla sürmek zorunda hissetmez.
Molaları sever ama molalarda kendisi süzen insanları biletli kalabalıkmışçasına egolarına yedirmez.
Bir yere gitmek istediğinde belki bir iki arkadaşını arar ama kimse gelmezse çıkar, o yolu kendi yapar.
Motorculuk muhabbete fazlasıyla açık bir olgudur, tamam. Ama asla öncelik bu değildir.
Sürerken, kendisini yeryüzünde yaşayan tek insanmış gibi hissetmeyen bir sürücünün daha yapması gereken çok yol var.
Eğer dünyadaki tek insanmışsın gibi hissediyorsan sürerken, o an altındaki motorun markası yoktur, nereye gittiğinin çok da bir önemi yoktur ve çırılçıplaksındır.
Marifet organize olabilmek de değil, organize olmak zorunda hissetmemekte.