Orijinalini görmek için tıklayınız : Çanakkaleyi Tanıyalım
RızaHoşgör
05.November.2009, 23:28
Çanakkale
Asya ve Avrupa'nın, Ege Denizi ile birbirinden ayrıldığı benzersiz coğrafyada Çanakkale, binlerce yıllık tarihi zenginliği, kültürlerinde barındırarak efsanelere ve mitolojik hikayelere ev sahipliği yapmış Türkiye'nin nadide illerinden bir tanesidir.
Çanakkale Boğazı, Avrupa yakasındaki Gelibolu Yarımadası ile Asya yakasındaki daha geniş Biga Yarımadasını yeşil koylarla ve billur sarısı kumsallarla birleştirir. Doğal güzellikleri ve tesisleri ile ideal bir tatil merkezidir. Turistler boğazın lezzetli balığını, yörenin kaliteli şaraplarını, otantik yada modern restoranların servisleri eşliğinde tadabilir, kentin sahip olduğu güzelliklerin keyfini çıkarabilirler. Ayrıca güzelliğe düşkün olanlar, Çanakkale'nin mitolojiye göre Dünya'nın ilk güzellik yarışmasının anavatanı olduğunu öğrenmekten mutluluk duyacaklardır.
Çanakkale'nin tarihi yaklaşık M.Ö. 3000 yıllarına kadar inmektedir ve pek çok medeniyet bu topraklarda barınarak, izler bırakmıştır. Mitolojiye göre Kral Athamas'ın çocukları Phryxus ve Helle üvey anneleri tarafından evlerinden uzaklaştırılınca, gerçek anneleri Bulut Tanrıçası Nephele tarafından gönderilen, uçabilen altın postlu bir koç üzerine bindirilirler. Prens ve prenses gökyüzünde koçun üzerinde uçarken, Prenses Helle suya düşer ve o günden sonra Boğaz, "Hellespont" adını alır.
Asya kıyısındaki Abydos ve Avrupa kıyısındaki Sestus, mitolojinin en hüzünlü aşkına sahne olmuştur. Leandros, Afrodit'in rahibelerinden Hero'ya aşık Abydos'lu yakışıklı bir gençtir. Her gece Hero'yu görmek için Abydos'tan Sestus'a yüzerek geçer. Bir gece kötü bir fırtına başlar ve Leandros asla Sestus'a ulaşamaz. Hero, onun boğulduğunu düşünerek büyük bir acı ile kendisini denize atar.
Dünya arkeoloji literatürünün önemli mekanlarından olan Truva, Neandria, Alexandria-Troas, Assos, Chryse, Dardanos ve Lampsakos, Çanakkale ili sınırları içindedir. Çanakkale'nin coğrafik konumundan dolayı taşıdığı stratejik önem, bu bölgede konumlanan devletler tarafından oldukça dikkate alınmıştır. M.Ö. 5. yüzyılda Çanakkale Pers İmparatorluğu'nun hakimiyeti altında bulunmaktaydı. Pers Kralı Xerxes Avrupa'yı fethetmeyi planlıyordu ve 100.000 kişilik askeri birliğini Boğazın en dar noktasından Trakya'ya geçirebilmek için gemilerden köPage Rankingü yaptırdı. O zamandan beri, Çanakkale, Marmara Denizine ve oradan da Karadeniz'e girişte olduğu gibi Avrupa ve Asya arasındaki geçişi de kontrol edecek çok önemli coğrafik bir dar geçit olarak kalmıştır. Makedonya Kralı Büyük İskender, M.Ö. 384 yılında Anadolu'nun Ege ve Akdeniz'de hakimiyetinin gerçekleştiği seferine, Boğazı geçerek başlamıştır.
Daha sonraki dönemlerde Roma'lılar, M.Ö.2. yüzyıldan M.S.395 yılına kadar ilin yönetimini ellerinde bulundurmuş, Roma egemenliğini takiben Bizans İmparatorluğu'nun hakimiyeti yaşanmıştır.
Bizans İmparatorluğu'ndan sonraki yüzyıllarda bölgede Arap ve Haçlı istilaları olmuştur.
14. yüzyılda bir Türk Oymağı olan Karasioğulları yöreye gelmiş ve Balıkesir'i başkent yapmışlardır.
15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun Padişahı Fatih Sultan Mehmet Boğazın her iki kenarına da kale inşa ederek "Çanakkale" şehrini kurmuştur.
1915 yılında Türk Ordusunun Komutanı Mustafa Kemal, İttifak Devletlerinin yöreden çıkmasına öncülük etmiştir.
Bayramiç Ayazma:
Bayramiç ilçesi, Evciler köyünden sonra 5 km. mesafededir. Kazdağı'na özgü uzun ağaçları, gürül gürül akan suları ve piknik yerleri ile ilimizin en güzel mesire yerlerinden birisidir. Kazdağı'nda (Ayazma) her yıl ağustos ayı içinde Geleneksel Kazdağı Güzellik Yarışması düzenlenmektedir.
1774 m. yüksekliğindeki Kaz Dağı (Ida Dağı) muhteşem manzarası, sakin yeşil alanları ve sıcak su kaynaklarıyla Kaz Dağı Milli Parkı'nın yanında, Çanakkale'nin güney ucundadır. Bayramiç ve Evcilerden geçerek Kaz Dağı Milli Parkı'na ulaşan kuzey girişinde gündüz kampingleri için birçok imkan mevcuttur. Çanakkale'ye 60 km olan Bayramiç'te 18 inci yüzyıl güzel Hadimoğulları Konağı (Osmanlı evi), içindeki etnografya müzesi ile yer almaktadır.
Bundan sonraki eklemelerimde ilçelerini tanıtmaya çalışacağım.
Not: www.ezberim.com (http://www.ezberim.com) ve www.neredenegezilir.com (http://www.neredenegezilir.com) web sayfalarından faydalanılmıştır.
carvalho
06.November.2009, 10:24
Resimsiz olmaz Rıza baba. Resim isterük.
RızaHoşgör
06.November.2009, 14:23
Resimsiz olmaz Rıza baba. Resim isterük.
Eskiden foto yükleyebiliyordum artık beceremiyorum :( bu işin nasıl yapıldıgını detaylı yazabilirsen birşeyler yollarım :)
carvalho
06.November.2009, 15:09
Eskiden foto yükleyebiliyordum artık beceremiyorum :( bu işin nasıl yapıldıgını detaylı yazabilirsen birşeyler yollarım :)
http://imageshack.us/
*buradan "browse" diyerek resmi seçiyorsun.
*aşağıdaki "start upload" kutucuğuna tıklıyorsun
*sayfanın en altındaki bölümde "Hotlink for forums (1)" ta oluşan linki foruma kopyalıyorsun
hepsi bu
bekliyoruz
BULL
06.November.2009, 16:09
Eskiden foto yükleyebiliyordum artık beceremiyorum :( bu işin nasıl yapıldıgını detaylı yazabilirsen birşeyler yollarım :)
aahhh ahhhh Rıza baba Çanakkale bitirmiş seni :p:mrgreen::mrgreen:
RızaHoşgör
06.November.2009, 18:27
http://img4.imageshack.us/img4/5512/0gngtdca74u8rscaqm3ggac.jpg (http://img4.imageshack.us/i/0gngtdca74u8rscaqm3ggac.jpg/)
http://img4.imageshack.us/img4/8105/canakkale2.jpg (http://img4.imageshack.us/i/canakkale2.jpg/)
http://img204.imageshack.us/img204/1065/canakkale.jpg (http://img204.imageshack.us/i/canakkale.jpg/)
http://img5.imageshack.us/img5/6190/cbyf3fca7fc7dzca3u8cpac.jpg (http://img5.imageshack.us/i/cbyf3fca7fc7dzca3u8cpac.jpg/)
http://img4.imageshack.us/img4/6754/cl25pocafnh3iwcar3qqmdc.jpg (http://img4.imageshack.us/i/cl25pocafnh3iwcar3qqmdc.jpg/)
http://img264.imageshack.us/img264/9607/jrkpiicajl0gdzcaezczk0c.jpg (http://img264.imageshack.us/i/jrkpiicajl0gdzcaezczk0c.jpg/)
http://img204.imageshack.us/img204/7073/ki6777cagnnd11caszyd1rc.jpg (http://img204.imageshack.us/i/ki6777cagnnd11caszyd1rc.jpg/)
http://img4.imageshack.us/img4/46/z72ebnca7ng4cycadm7m81c.jpg (http://img4.imageshack.us/i/z72ebnca7ng4cycadm7m81c.jpg/)
RızaHoşgör
06.November.2009, 18:36
BİGA İlçesi
.Kuruluş
Bugün "BİGA" adı ile bilinen ilçe merkezimiz, eskiden de büyük bir yerleşim merkezi idi. Truva bölgesinde bulunan ilçemiz Yunanlılar tarafından "Pınar" anlamına gelen "PEGAİ" olarak adlandırılmıştır. Şehrimiz Çanakkale Orta ve Doğu Anadolu yolu üzerinde önemli bir uğrak yeri olduğu için M.Ö. 480 yılında Yunanlılara karşı harbe giden İran Kralı I. Serahas 334 yılında Anadolu’ya geçen Büyük iskender, 191 yılında aynı bölgeye gelen Roma orduları hep PEGAİ civarından geçmişlerdir. Yunan ve Roma Kaynaklarında bu konuda kayıtlar bulunmaktadır.
2.Bizanslılar Devri:
14. Yüzyıl başlarında Bizans İmparatoru II. Andronikos Paleolog Türklere karşı şehri korumak üzere bir nevi asker alan Katalanları bu bölgeye yerleştirmiştir. Bir süre sonra Bizans İmparatorunu dinleyemeyen Katalanlar bu bölgeye kendileri idare etmeye başlamışlardır.
3.Osmanlılar Devri:
Orhangazi, kentimiz ve çevresini fetih için Karaboğa adındaki kumandanını görevlendirmiştir. Bu kumandan 1364 yılında şehri alarak Osmanlı topraklarına katmıştır.
4.Milli Mücadele Dönemi:
Anadolu’nun her yanında olduğu gibi Biga’da da Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti, Balıkesir mıntıka kumandanı Kazım Bey’in (Kazım ÖZALP) emirleri ile 10 Eylül 1335 (Miladi 1919)’da aşağıda isimleri yazılı olan şahıslardan kurulmuştur. REİS : Müftü Hamdi Bey AZALAR : Hacı Şakir Efendi Mehmet Ağa, Hafız Abdullah Hüseyin Bey, Dızman Ahmet AĞA İzmir, Balıkesir, Bursa ve Biga yörelerinin Yunanlıların işgal ve idaresine geçtiğine dair Biga Yunan işgal kumandanı Kral Konstantin’den 1921 yılında bir ferman almış ve bu ferman şehrimizin eski belediye binasından (şimdiki kapalı çarşı)Yunan işgal kumandanı ve belediye reisi de bulunduğu halde belediye katibi Arap Zeki tarafından halka okunmuştur.
Biga, milli mücadele yıllarında Anzavur isyanı gibi bir çok kanlı olaylara sahne olmuş menfaat çeteleri türemiştir. (Nutuk Cilt-1, Sahife: 309,392,393,395)Bu çetelerden en meşhuru Karabasan çetesi idi.
Biga milli mücadele yıllarında bazen Anzavur kuvvetlerine, bazen de Milli Kuvvetlerin eline geçmiştir. Anzavur kuvvetleri kenti işgal ederken Edremit Kaymakamı Hamdi Bey’i, arkadaşı Kani Beyi, Jandarma Kumandanı İsmail Hakkı Bey’i ve birçok Jandarma erlerini şehit ederek girmişlerdir. Bu milli mücadele kahramanları bugün Namazgah mevkiindeki şehitlikte yatmaktadırlar.
5- Cumhuriyet Dönemi:
Osmanlı Devleti dönemlerinde Sancak Merkezliği yapan İlçemiz Cumhuriyetin ilanından sonra ilçe merkezi olmuş ve Çanakkale iline bağlanmıştır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında geniş bir idari alana sahip olan İlçemiz, kendisine bağlı bulunan Yenice Bucağının 1945, Çan Bucağının da 1949 yılında İlçe merkezine dönüşmesi ile bucak sayısı 7’ye, köy sayısı ise 110’a düşmüştür. Böylece bugünkü ilçe sınırları teşekkül etmiştir.
RızaHoşgör
07.November.2009, 17:43
EZİNE’NİN TARİHİ DURUMU
Antik çağlarda şimdiki askeri kışlaların üzerinde bulunan Çaltıkıran Tepe’de kurulmuş bir yerleşim merkezidir. Bu yerleşim merkezi Malazgirt savaşından sonra Danişment Türklerinin Anadolu’nun batısına yerleşmeleri sırasında çıkan muharebede tahrip edilmiştir. Türkler eskiden kurulmuş olan yerin yanında Danişment adı ile yeni bir yerleşim merkezi kurmuşlardır.
Mahalli rivayetlere göre Danişment Türklerinin Beyi olan Abdurrahman Bey, şimdiki Ezine’nin bulunduğu yerin güney kenarında Ulu Camii inşa ettirmiştir. Caminin yapılışının amacı cuma namazının kılınması ve bu vesile ile civar köylerin halklarının haftada bir kez merkeze inerek kaynaşmanın sağlanmasıdır. Zaten aynı rivayete göre ‘‘Ezine’’ kelimesi de Farsça ‘da “CUMA” anlamına gelen “Azine’den türemiştir. Ezine isminin bir süre “İĞNE” şeklinde telaffuz edildiğine dair rivayetler de vardır.
Ezine’nin Danişment Türklerinin eline geçişi sırasında Ahi Yunusların, Seferşah Hazretlerinin büyük çabaları olduğu çeşitli kaynaklardan öğrenilmiştir.
Ezine bir süre Selçuklu egemenliği altında kalmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti`nin yıkılmasından sonra Karesi Beyliği yönetimine girmiştir. Karesi Bey’in ölümünden sonra oğulları Demirhan Bey ve Yahşi Bey bu toprakları yönetmiştir. Osmanlı Devleti’nin kurulmasından sonra Orhan Gazi döneminde Ermiş Dursun Bey’in, Karesi Beyliği’nin idaresine son vermesinden sonra Ezine ve çevresi Osmanlı topraklarına katılmıştır. Yine o tarihlerde Ezine ovası sularla kaplı bir bataklık olduğundan Arabistan’dan getirilen esir toplulukları ile şimdiki Araplar Boğazı`nı yararak Menderes Çayı`nı denize akıtmışlardır. Böylece ova bataklıktan kurtarılmıştır. Günümüzde panayır yeri mevkii denilen yerde ev yapımı için temel kazımları sırasında su ürünleri kalıntıları ile küçük balıkçı iskeleleri kalıntıları çıkmıştır. Panayır yeri ve Gölcük mevkii denilen kısımda, yağışlar çok olduğu kış ve ilkbahar ayları boyunca önemli miktarda su birikmektedir. ‘‘Son yıllarda bu iki yer kademeli olarak suni dolgu ile doldurulmaktadır.’’ Bütün bunlar asırlar önce Ezine Ovası’nın Balıklı Köyü altlarına kadar sularla kaplı olduğunu göstermektedir. Ayrıca Karesi egemenliği sırasında Yahşi Bey ve Ahi Yunus tarafından Öksüz Camii ve hamam inşa edilmiş, Çaltıkıran Tepe’de oturan halk cami ve hamamın etrafına toplanarak Ezine’nin ilk oluşumunu sağlamışlardır.
I.DÜNYA SAVAŞI VE KURTULUŞ SAVAŞINDA EZİNE VE ÇEVRESİNİN DURUMU
1 Eylül 1920 tarihinde Ayvacık İlçesine gelen Yunan Ordusuna mensup bir tabur 14 Eylül 1920 Pazar günü Ezine Kasabasını da işgal etmiştir. Bu işgal hareketine de yerli azınlık işbirlikçiler Yunanlılara yardımcı oldular. İşgalciler ve yerli Rumlar yöre halkına büyük işkenceler yapıyorlardı. Önce ilçemizin Müdafa-i Hukuk Cemiyeti İdare Heyeti azınlıkları olan Hafız Ahmet Efendi, Hafız Tevfik Efendi ve Şükrü Bey tevkif olundular. Bunları halktan kişiler de takip etti. Bütün şiddetiyle süren merasime yerli Rumlar kılavuzluk ettiler. 15 Eylül 1920 tarihinde Yunan işgal kumandanı Yüzbaşı Morava’nın emri ile yerli Rumlar silahlandırılmış ve Müslüman halkımıza saldırtılmıştır. Bunlardan Ezineli Konstantin ile beş Yunan askeri Pınarbaşı Köyüne gelip silah aramak bahanesiyle evleri basıp günahsız ahaliyi dövmüşler ve köyden Osman oğlu Raşit Çavuş, Arap Ömer ve Tatar Ali’nin ailesini bağladıktan sonra kırbaç ve sopa altında öldürmüşlerdir. 20 Eylül 1920 tarihinde bir Yunan müfrezesi ile bunlara kılavuzluk etmekte olan Ezineli saatçi oğlu Yani, Pınarbaşı Köyü Muhtarı Ali Oğlu Sadık ve diğer köylü Çerkez Hamit’in kollarını bağlayıp dipçik ve kırbaç altında yapılan mezalim insanlık adına yüz kızartıcı sahnelerle doludur. Ezine hapishanesinde uygulanan işkencelerin bir sahnesini orada bir hafta kaldıktan sonra bütün parasını Yunan askerlerine vererek kurtulabilmiş olan Dümrek Köyünden Selim oğlu Mahmut’un tahkikat heyetine verdiği ifadesinden dinleyelim. ‘‘15 Kasım 1920 tarihinde gece sabaha karşı15 Yunan askeri evimi bastılar ve her tarafını aradılar. Beni yakalayıp müfrezelerin merkezi olan Sarıcaali Köyüne sevk ettiler. Oradan Ezine hapishanesine götürdüler. Ezine hapishanesi dünyada görülmedik zulümlerin yapıldığı bir yerdir. Hapishaneye getirilen her şahsı önce yere yatırıp ayaklarını bağladıktan sonra dövüyorlar, bitap hale gelince, ayaklarından sürükleyerek diğer mazlum insanların yanına atıyorlardı. Bana da aynı yaptılar. Hapishanede zulüm ve işkence en ziyade geceleri yapılmaktaydı. Mahpuslar dipçik darbeleri ile birer işkence yerine getiriliyorlar. Kimisi ayaklarından asılarak, kimisi bağlanarak, kimisi boyunları sandalyelerin arasına sokularak eziyet çektiriliyor. Bu vaziyette kırbaç, sopa ve demirle bayıltılıncaya kadar dövülmek suretiyle sıradan geçiriliyorlar. İşkencenin şiddetinden imdat isteyen sesler yükseldikçe kırbaç sesleri bu feryatları bastırıyordu. Orada, tevkif edilmiş bütün ahali açlık ve susuzluktan sapsarı olmuştur. Direnerek ayakta kalanlar dövülmekten ölenleri göre göre hayatlarından ümit keserek her dakika ölümü beklemektedirler. Ben bir hafta bu işkenceler içinde kaldım. Nihayet akrabamın tedarik ettiği 40 lirayı vermek suretiyle kurtuldum. Anladım ki Müslümanları buraya hapsetmelerindeki maksat onları döve döve öldürmek ve parasını almaktır.’’
İşte bu şartlar altındaki kahredici esaret tam 2 yıl sürdü. 4 Eylül 1922 Pazartesi Behçet Bey komutasındaki jandarma müfrezesi 22 Eylül 1922 Cuma günü de Miralay Zeki Bey komutasındaki şanlı ordumuzun 2. Süvari Fırkasının Ezinemiz’e ayak basmasıyla kara günlerimiz sona ermiştir. İşgal kuvvetleri ve onların içimizdeki uzantıları olan yerli Rumlar kaçarak kasabamızı terk etmişlerdir. Ezineliler, 2 senedir hasretini çektikleri kahraman ordularına ve şanlı bayraklarına kavuşmanın coşkusu ile günlerce bayram yaptılar.
YÖRENİNCUMHURİYET DÖNEMİNDEKİ DURUMU
Cumhuriyetin ilanından sonra bütün Türkiye’de olduğu gibi yöremizde de Atatürk’ün liderliğinde başlayan değişim ve yenileşme hareketleri bütün gücüyle kendisini göstermiştir. Halk ve ordu elele vererek yaralar sarılmıştır. Yol, okul, su gibi temel ihtiyaçlar giderilmeye çalışılmıştır. Ezine Cumhuriyet öncesinden beri ilçe merkezi durumundadır. Cumhuriyetin ilanından bu yana merkez ilçeye idari bakımdan Geyikli ve Mahmudiye Beldeleri ve beraber 51 köy bağlıdır. Geyikli ve Mahmudiye Beldeleri seçimlerle belediye yönetimine kavuşmuşlardır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Akçin Çayı’nın ikiye ayrıldığı kasaba iki mahalle hâlindedir. Halkın bir bölümü Ulu Camii’nin çevresindeki mahallede, bir bölümü de Zeytinli Camii ve çevresi ile onun üst kısımlarında otururdu. Daha sonraları düzenli şehirleşme uygulamaları ile kasaba günümüzde modern bir görünüm kazanmıştır.
ATATÜRK’ÜN EZİNE’YE GELİŞİ
Cumhuriyet Döneminin en önemli olaylarından biri 14 Nisan 1934 tarihinde Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Ezine’ye gelişidir. Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK, günümüzde Bayramiç Caddesi olarak anılan yoldan, Abdullah Yazıcıoğlu’na ait un değirmeninin önünden kasabamıza girmiştir.
Bu olay Türk Tarih Kurumunun belgesiyle sabittir.
www.ezine.bel.tr (http://www.ezine.bel.tr) web sayfasından alıntı yapılmıştır.
çakır
10.November.2009, 19:39
Çanakkale yi anlatmasa da Çanakkalede yaşananları anlatıyor.
● Bombasırtı olayı (14 Mayıs 1915) çok önemli ve Dünya savaş tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir olaydır. Karşılıklı siperler arası 8 metre, yani ölüm kesin. Birinci siperdekilerin hepsi kurtulmamacasına düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerlerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğuk kanlılıkla biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur' an-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse Kelime-i şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale savaşlarını kazandıran bu yüksek ruhtur.
RızaHoşgör
11.November.2009, 21:53
Çanakkale yi anlatmasa da Çanakkalede yaşananları anlatıyor.
● Bombasırtı olayı (14 Mayıs 1915) çok önemli ve Dünya savaş tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir olaydır. Karşılıklı siperler arası 8 metre, yani ölüm kesin. Birinci siperdekilerin hepsi kurtulmamacasına düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerlerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğuk kanlılıkla biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur' an-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse Kelime-i şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale savaşlarını kazandıran bu yüksek ruhtur.
Bu yüksek ruh şimdi nerelerde ? :(
vBulletin v4.2.5, Copyright ©2000-, Jelsoft Enterprises Ltd.