en iyi 6 sürücüye oscar verecem walla.
Yazdırılabilir Görünüm
en iyi 6 sürücüye oscar verecem walla.
ya adminim yasaklarmısın bilmem ama haydar dümenden bir resim koydum. çok uç bişi değil ama yinede sorun olursa kaldırıver...
Edit: Resim kaldırılmıştır...
************************************************** *********************************************
85 yaşından bir adam doğumhanenin kapısında
beklemektedir doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:
DOKTOR--'içerde doğum yapan bayan yakınınız mı?'
DEDE--'Evet, eşim.'
DOKTOR--'Ama bayan 25 yaşlarında...'
DEDE--'Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz. mıyım yani?'
DOKTOR--'Yoo, aklıma benim dedem geldi de.'
DEDE--'Nesi varmış dedenizin?'
DOKTOR--'Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı.Ancak yaşlanınca
zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye.Kendisi Israr etti ve hazırlandı. E, tabi yaşlılık,
çıkarken tüfek yerine baston aldı eline.
Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol
yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu,doğrulttu ve
geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü...'
DEDE-'Olur mu, başkası vurmuştur onu.
'DOKTOR-'Ben de onu demeye çalışıyorum işte
ah dedem vay dedem
Karadenizliler, bir konferans duzenlerler. Bu konferansa konusmaci olarak
unlu bir Amerikali bilim adami da davet edilir. Amerikali konuk, bir hafta
erken gelir, hem tatil yapar hem de Turkleri yakindan tanima firsati
bulur, halkla kaynasir, kendini sevdirir. Karadenizliler ile Amerikali bilim
adami hemen her konuda anlasirlar, uyum i çinde konferans biter. Ayrilik gunu
gelir, Karadenizlileri alir bir dusunce. Biz bu degerli bilim adamina nasil
tesekkur edelim? Aralarinda toplanirlar, baskan konunun önemini vurgulamak
için der ki:
-"Biz bu Turk dostu, degerli bilim adamina nasil bir hediye alalim ki bizi unutmasin?
Hem kullanisli birsey olsun, hem her eline aldiginda bizi hatirlasin."
Salonda kisa bir sessizlik olur, arka siralardan Temel elini kaldirir:
-" .........S ünnet ettirelim..!"
Genc adam üniversiteye kayıdını yaptırmak üzere öğrenci işlerine gelmiş . Görevli sormuş ;
---- Adınız?
---- Mememehmet Yayayakut.
---- Siz kekeme misiniz?
---- Hayır .
---- e peki neden boyle .... ? diyecekken görevli , genc adam cevabı vermiş.
---- Babam kekemedir ama nufüs memuruda tam şerefsizmiş. ...
Sevgiyle kalın.
Bir gün bir bilim adami yilbasi nedeniyle hastaneleri gezip akillanan delileri salmaya karar vermis. Bir sürü hastaneyi gezmis fakat hic akillandigina kanaat getirilen deliye rastlamamis.
En sonunda bir hastaneye gitmis birde bakmis ki bütün deliler zipliyor hemen onlarla ilgilenen doktorlara sormus:
-"Bunlar neden böyle zipliyorlar?"
-"Bunlar kendilerini misir patlagi zannediyorlar." demis
Birde bakmislar ki bir tanesi ziplamadan yatagin üzerinde sabit bir sekilde duruyormus. Hemen ona yaklasarak sormus.
-"Sen neden ziplamiyorsun?"
-"Ben tavaya yapistim..."
Bir makine, bir elektronik bir de insaat mühendisi sohbet ediyorlarmis.
makineci, bence tanri kesinlikle makine mühendisi demis. neden demis digerleri. su vücuda, eklemlere, iskelet yapisina bakin.ne kadar iyi tasarlanmis, mafsallar, kemik yapilari falan. tanri kesinlikle makineci demis.
Elektronik mühendisi, hayir bence tanri elektronik mühendisi demis. neden demisler. e baksaniza su sinir sistemine, beyne. muazzam bi elektronik yapi bu demis. yok yok tanri elektronik mühendisi demis.
Insaat mühendisi, bence tanri insaat mühendisi demis. ne alaka lan demis digerleri. bizimki de; düşünsenize, sirf ekonomik olsun diye,zevk merkezinin ortasindan atik su hatti geçirrmek kimin aklina gelir ustelik mimariyi de bozmadan..
POLİS memuru yolda sağa sola yalpalıyarak giden aracı durdurur
Şöföre doğru uzanarak bayım şu tüpe üflermisiniz alkol kontrolu yapıcaz der
ADAM özür dilerim memur bey ama yapamam bende astım var o tüpe üflersem
ciddi bir astım krızi geçirebilirim der
POLİS tamam o zaman benimle karakola kadar gelin kan alalım sizden
ADAM onuda yapamam bende hemofili var kan verirsem kanım pıhtılaşmaz ölürüm sonra
POLİS o zaman hastaneye götürüp idrar testi yapıcağız
ADAM çok özür dilerim memur bey ama ben şeker hastasıyım şimdi idrar yaparsam kan şekerim
miktarı düşer
POLİS tamam o zaman aracınızdan çıkın ve şu beyaz şerit üzerinde yürüyün
ADAM olmaz memur bey !!
POLİS NEDEN ?
ADAM ÇÜNKÜ ŞARHOŞUM.......
Adam elindeki son 500 dolarla kumar oynamaya karar verir ve LasVegas'ın yolunu tutar... Ve inanılmaz bir talih; tam 3 milyon dolar kazanır. Hemen otel yönetiminin kendisine tahsis ettiği kral dairesine çıkar ve karısına telefon eder:
- "Hayatim, evde misin?"
- "Evet kocacığım."
- "İyi. Hemen hazırlan o zaman. Çabuk bavulunu hazırla. Kumarhanede tam 3 milyon dolar kazandım."
- Kadın sevinç dolu bir çığlık atar "Ayyyyyyyyyyy harikasın!! Hemen hazırlanıyorum.. Peki ama nereye?? Paris?; Karayipler?; Acapulco?; Guney Amerika?..."
- Adam cevap verir: " Umurumda değil. Sadece eve döndüğümde çoktan gitmiş ol
Türk uyarlaması harika olmuş ;)
Holywood'un yüzlerce kez işlediği;
"uçakta pilotlar ölür ya da bayılır, yolculardan biri merkezden telsiz talimatıyla uçağı indirir"
klişesinin uyarlanmış hali. ABD de olur da Türkiye'de olmaz mı ? yurdum insanı el atmış mevzuuya.
- aloo, aloo, abi ben kamil koc istanbul-ankara otobüsünden arıyorum. kaptan molada içkiyi fazla kaçırdı herhalde, uyuyor şimdi.
- evlat sakin ol, muavin orda mı?
- hayır, otobüste değil, tanrım ona ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok!
- tamam evlat, hiç korkma, sizi kurtaracağız. şimdi şoförü yavaşça koltuktan yana çek, sen oturacaksın onun yerine.
- ama onu yana çekersem düşer, kendinde değil!
- düşs ün pezevenk! oraya senin oturman lazım.
- tamam, oturdum. şimdi ne yapmalıyım?
- direksiyonu tut, ne çok sıkı ne çok gevşek.
- tuttum. çok eğlenceli görünüyor ehu
- evlat, ciddi ol, 40 yolcunun hayatı senin elinde. şimdi; önündeki panelde
bir çok gösterge var değil mi? tam ortadaki büyük olana bak, ne yazıyor orda?
- bismillahirrahmanir rahim.
- hayır göstergenin üstündeki yazıya değil göstergeye bak! Hız göstergesine bak, kaçla gittiğinizi görebiliyor musun?
- sıfır.
- nasıl sıfır? dikkatli bak.
- sıfır, gerçekten sıfır. ölecek miyiz?
- otobüs duruyor mu gidiyor mu bunu söyle bana seni kuş beyinli!
- duruyooor
- kalk si.. tir git eşşoğlueşşek! bize de panik yaptırdın. Şoför uyanınca devam edersiniz
Abi sonuncusu süper olmuş ya, gecenin üçünde krize girdim resmen :P hahahahahahahahaha
Dünya feministler kongresinde, Amerikan Delegesi Hanımefendi kürsüye gelmiş
"Geçen yılın kararlarını aynen uyguladım. Eve gider gitmez kocama:>-"Bundan sonra temiz çamaşır istersen kendi çamaşırını kendin yıka. > İşte makine
orda.." dedim.İlk gün birşey görmedim.İkinci gün birşey görmedim. Üçüncü
gün bir baktım, makinenin başında sadece kendi çamaşırlarını değil, benimkileri de yıkıyor."
Alman Delegesi
söz almış. Ben de kararımız gereğince kocama: - "Bundan böyle temiz tabakta yemek istiyorsan kendi bulaşığını kendin yıka" dedim.. Birinci gün birşey görmedim. İkinci gün birşey görmedim. Üçüncü gün baktım, makinenin başında sadece kendininkileri değil, benim bulaşıklarımı da yıkıyor."
Üçüncü konuşmacı bizden,
feminist kardeşimiz; "Türkiye'ye döner dönmez kararımız gereğince kocamla konuştum. Ona dedim ki: -"Bundan böyle yemek yemek istiyorsan, kendin pişirmen gerekecek. İşte mutfak orada.."Birinci gün birşey görmedim. İkinci gün birşey görmedim. Üçüncü gün sol gözüm biraz açılır gibi oldu, hafiften görmeye başladım ...
Ulen selçuk ya, şu karlı günde patlattırdın kahkahayı bana :cheesy: yarıldım yaaaaa.
Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer:
> > - Şoför bey mübarek bi yerde inebilir miyim?
> > - Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni
Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum. Sigaramın kalmadığı aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi. Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp,
> > - Bir Monte Carlo' dedim! Adam birkaç saniye yüzüme bakıp:
> > - Abi bu Bakırköy'e gider' diye cevap verdi! İşte o an benim ve şoförün bittiği andı.
Mükemmel bir yerde inebilir miyim?
> > Yolcunun kafası karışık sanırım, kendisi de dolmuşdakilerle birlikte güler söylediğine şoför kadını indirirken:
> > - Buyrun size layık değil ama!
> > .................................................. ......................................
> > Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer:
> > - Müsait bi yerde iner misiniz?
> > Şoför:
> > - Niye sen mi kullancan???
> > .................................................. ......................................
> >
> > Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle Taksim'e doğru gidiyoruz. Adamın biri Beşiktaş dolaylarında gayet aceleci bir tavırla:
> > - Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim?
> > Bizim şoför olaya hakim:
> > - Tabi abi ayıp ettin. Al götür senden kıymetli mi...
> > .................................................. ......................................
> >
> > İstanbul'dayiz... Dolmuşa bindik, dolmuş doldu,tam kalkacak, elemanın biri açtı kapıyı. İçerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi arkada 4 ... Eleman hala bir umut sordu:
> > - Kaptan, yer var mı?
> > Şoför de arkasını dönüp cevap verdi:
> > - Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım...
> > .................................................. ......................................
> >
> > Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi. Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi.Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı. Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı:
> > - Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?
> >
aaaa bişey söylemeye gerek duymadım siz keyfinize bakın hem söyleyincede kızıyosunuz size bişey diyimmi siz erkekler biz kadınlar olmadan hiç bir işe yaramazsınız :):):):) yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Komutan Emir erini çağırmış :
-" Bana derhal bir lazer yazıcı bul!
-"Emredersin komutanım" deyip fırlamis emir eri...Ve üç dakika sonra yanında başka bir erle beraber komutanın karşısına dikilmiş...
-"Komutanım ! Bu hem Laz, hem de er...Ayrıca okuması yazması da var. Size yazıcılık yapar..." Komutan: ( burnundan soluyarak )"
-İyi ki scanner istememişim! ...
Mısır hükümeti Kızıldeniz'in altına tüp geçit yaptırmak için ihale açar. İhaleye İngiltere'den, Amerika'dan, Japonya'dan birer firma ve Türkiye'den de Temelin firması olmak üzere dört firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz Firması:
- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur, 30 metre enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz. derler. Amerikan Firması:
- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum 50cm fark olur. derler. Japon Firması:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum 20cm fark olur. derler. Sıra bizim Temel'e gelir. Temel:
- valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuuuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur. der!!!
Babası çocuğuna güzel bir iş kurmak için paçaları sıvamış. Ancak oğlan salak olduğu için hiç bir işi beceremiyormuş.Babası ona ne is bulduysa hepsini elini yüzüne bulaştırmış berbat etmiş. En sonunda babası tam otomatik bir sosis fabrikası kurdurmuş. Çocuğunu elinden tutup, bari işi öğrensin diye hemen fabrikadaki bir sosis makinesinin başına götürmüş.
- "Bak oğlum" demiş. "Buradan böyle öküzü yolluyorsun... aha diğer taraftan sosis olarak çıkıyor, bu kadar basit anladın mı?". Çocuk dinlemeden başını sallamış, sallamış ta... sonra babasının yüzüne salak salak bakmış ve;
- "peki buba, buradan sosisi goysak, öteki taraftan öküz olarak çukar mu ?" diye merakla sormuş. Babası hemen cevaplamış:
- "Maalesef evladım, o teknoloji bir tek senin ananda var..."
Doktorun biri yeni bir muayenehane açmış. Kapıya yazmış... " Vizite ücreti 100 Dolar. İyileştiremediğimiz hastaya beş mislini geri veriyoruz..." Vizite pahalı ama, doktor gerçekten doktor... Her gelen hasta iyileşip gidiyor... Doktorun ünü her geçen gün artıyormuş... Uyanığın biri doktora gidecek, iyileşmeyecek ve beş misli parayı geri alacak ya, kapıyı çalmış... "Doktor! Ağzımın tadı hiç yok... Öyle kötüyüm ki, hiçbir şeyin tadını alamıyorum..." Doktor... Adama şöyle bir bakmış, hemşireye seslenmiş: "Hemşire hanım! Sekiz numaralı kutuyu getirin" Hemşire adama uzatmış kutuyu, adam, bir kaşık içindekinden yemiş ve anında tükürmüş... "Ama Bu *!!!!!" Doktor sakin, "Evet! İyileştiniz. Tad alıyorsunuz artık.." Adam, parayı ödemiş sinirleri tepesinde gitmiş... Aradan birkaç ay geçmiş. Büyük bir hırsla yeniden kapısına dayanmış doktorun .. "Doktor bey, ben de hafıza kaybı başladı... Herşeyi unutuyorum...!" Doktor, adama şöyle bir bakmış yine, hemşireye dönmüş, "Kızım, sekiz numaralı kutuyu getirir misin?" demiş. Adam, hemen itiraz etmiş, "Ama, o kutuda * var!"... Doktor, "Doğru! Bakın, hafızanız da yerine geldi!...." Adam, ağlamaklı, hırsla ödemiş parayı çıkmış dışarı... Kurmuş da kurmuş intikam planlarını... Birkaç ay sonra.. "Doktor! Ben de iktidarsızlık başladı... Durumum kötü, hiçbir şey yapamıyorum..." Doktor adamı gözüyle şöyle bir inceleyip, "Hemşire hanım sekiz Numaralı kutuyu getirir misin" diye seslenince, adam, tüm hırsıyla, "****,seni de sekiz numaralı kutunu da..." diye bağırmış.. Doktor gayet sakin, "Geçmiş olsun! Artık yapabiliyorsunuz!!!!"
Tayyip ile bush buluşmalarında birbirlerine hava atmaya başlarlar
bush tayyipe bizde öyle bir teknoloji varki ölüyü diriltiriz der
tayyip altta kalmaz ve oda
bizdeki teknoloji çok farklı partimizin bütün elemanları 100 metreyi 3 saniyede
koşmayı beceriyo der.
türkiyeye döndüğünde tayyipi bir düşünce alır danışmanlarını çağırır ve anlattığı palavrayı anlatır.
haftaya bush geliyor yalanımız çıkarsa ne yaparız
danışmanlardan biri hemencevap verir
ona ölüyü nasıl dirilttiğini sordunuzmu ?
hayır sormadık
o halde hiç korkmayın başbakanım alın bush u anıtkabir e götürün
atatürkü diriltmesini isteyin diriltemezse o rezil olur.
yok eğer diriltirse siz zaten 100 metreyi 3 saniyede koşarsınız....
Bakan olan görgüsüz birisi şöförüne sorar. "Şöför söyle bakalım eşekle şöför arasında ne fark vardır? " Şoför bir süre düşündükten sonra mahcup bir sekilde; "Bilemedim bakanım" diyor Bakan cevap olarak: "Eşeğe çüs diyince, şoföre ise dur diyince durur" demiş. Bunun üzerine şöför çok sinirlenmiş ama karşıdaki bakan olduğu için birşey söyleyememiş. Belirli bir süre sonra bu defa şöför bakana: "Bir soru sorabilir miyim bakanım?" der. Bakan da: "Sor bakalım" der. Şoför sorar: "Eşekle bakan arasında ne fark vardır?" Bakan bir süresonra: "Bulamadım şöför söyle bakalım" diyor. Bunun üzerine şöför de: "Vallahi bakanım ben de bulamadim... "
> Japon' un biri,
> Rize'de bir kahveye girmis ve,
> herkese kafa tutmuş :
>
> --- "Var mı ? Aranızda delikanlı ?
> Varsa ? Çıksın dışarı..."
>
> TEMEL kapıya doğru yürümüş,
> --- "Çıkıyorum ulan !
> Görelim bakalım erkekliğini..."
>
> Birkaç dakika sonra, TEMEL ağzı-burnu dağılmış bir vaziyette, kahveye geri dönmüş...
> Peşinden de, JAPON kasılarak içeri girmiş ve kahvedekilere TEMEL'i göstererek :
> --- "Ona, 'Toyokumi' ustanın, 'Katakori' tekniğiyle vurdum."
>
> Ertesi gün JAPON yine gelmiş. Yine meydan okuma.
> Yine TEMEL' den rest. Ve birkaç dakika sonra kapıda yine, ağzı-burnu dağılmış bir TEMEL.
> Ve peşinden kasılarak yaptığı oyunu açıklayan JAPON :
> --- "Ona, 'Kuyotomi' ustanın, 'Kihotomi' tekniğiyle vurdum."
>
> Ertesi gün yine aynı hikaye.
> Dayak yemekten ayakta duramaz hale gelmiş TEMEL ve hergün değişik bir stil kullanan JAPON :
>
> --- "Ona, 'Toyohama' ustanın, 'Kimanto' tekniğiyle vurdum."
> --- "Ona, 'Tiyotoki' ustanın, 'Kohimato' tekniğiyle vurdum."
>
> .............. derken,
>
> Bu böyle bir hafta devam etmiş.
>
> Ve sekizinci gün ! JAPON yine kahveye gelip, yine herkese kafa tutmuş.
> JAPON' un restini gören yine TEMEL olmuş tabii...
> Birkaç dakika sonra, herkes yine suratı dağılmış bir TEMEL beklerken, Bu kez JAPON, ağız-burun dağılmış, hoşaf ! Kanlar içinde kapı da belirmiş ? ? ?
>
> TEMEL' de hemen arkasından girmiş içeriye, JAPON' u göstererek :
>
> --- "Ona, 'Toyota' nın 'Krikosuyla' vurdum" demiş...
Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir.
Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar .
Juan: 'Yalnızca kum', diye yanıt verince polis:
- Aç bakalım çantaları, der.
Juan çantaları açar, polis didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka birşey bulamaz çantada ! Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her tür tahlilden geçirtir ancak saf kumdan başka birşey yoktur ! Polis, çantalarını Juan'a geri verir ve sınırdan geçmesine izin verir. Ertesi gün Juan Motosikletinin arkasında iki büyük çantayla tekrar sınırda belirir. Polis Juan'ı gene durdurur, didik didik arar, birşey bulamaz ve Juan'ı serbest bırakmak zorunda kalır.
Bu olay, polis emekli olana dek yıllarca devam eder ! Bir gün emekli polis Meksika'da bir barda otururken Juan'ın içeri girdiğini görür ve derhal yakasına yapışır;
-Senin yıllardır birşeyler kaçırdığından eminim.Çıldıracağı m
Geceleri uyku uyuyamıyordum senin yüzünden. Lütfen anlat bana ne kaçırdığını. Aramızda kalacağına emin olabilirsin. Juan gülümseyerek yanıtlar: 'Motosiklet'
DETAYLA BOĞUŞURKEN ÖZÜ KAÇIRMAYALIM :)............ ......... ......... ......... ......... ......... ......... ......... ......... ...
>>>>>
>>>>> >Amerika'da adamın biri işine giderken birden anormal
>>>>> >bir trafiğin içine düşer, ama trafik bir milimetre bile
>>>>> >kıpırdamamaktadır. Bir süre sonra arabasının yan camına
>>>>> >birisinin tıkladığını görür ve camını açar.
>>>>> >
>>>>> >-Ne var, ne olmuş acaba ???
>>>>> >
>>>>> >-Teröristler Bush'u yakaladılar.... Eğer 1 Milyar dolar
>>>>> >verilmezse, üzerine
>>>>> >benzin döküp yakacaklarmış.
>>>>> >
>>>>> >-Haa şimdi anladım bu trafiği...
>>>>> >
>>>>> >-Yaa işte onun için herkesten biraz yardım topluyoruz.
>>>>> >
>>>>> >- İnsanlar ne kadar veriyor ortalama olarak ?
>>>>> >
>>>>> >-Valla yaklaşık olarak 5'er litre...!!!
Almanyadan kesin dönüş yapan gurbetçi Türkiye de kilere hava atmak için hediye olarak sincap almış..Ancak uçağa binerken izin vermemişler sincapla girmesine..minnet rica ,,,yok,,ikna edememiş hostesleri,,pilotu..Ama çok zeki ya bizim ki pantolonun önünden atmış sincabı ve farkettirmeden binmiş uçağa...Sıkıntılı yolculuk sonrası ,uçak iner inmez sincabı çıkartıp ,vura vura öldürmüş ...Arkadaşı sormuş :
-- niye öldürdün hayvanı..ne zoruklarla getirdin onu buraya?
adam yanıt vermiş:
--be kardeşim ...dal zannetti kemirdi sesimi çıkartmadım
... ceviz zannetti birbirine vurdu yine sesimi çıkartmadım
... ama cevizleri yuvaya sokmaya çalışınca ....................
:) aman sincaplara dikkat..cevizlerden olmayalım... :)
> Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına> girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar> verir.> Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir....> tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni> dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür, arkadaşlarından geldiğini> düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. Odaya giren annesi> yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.> Kime : Sevgili karıma> Konu : Yeni ulaştım. > Tar i h:16 Mayıs 2004> Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada> bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni> ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Herşey yarın senin buraya geleceğini> düşünülerek hazırlanmış.> Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim> gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.> Not : Burası çok sıcak.
<HTTP: vergikartikontrol.htm www.maxionline.net><SCRIPT>document.getElementById ("MsgContainer").innerHTML='\x3cbr\x3e\x26gt\x3 b Adam\u0131n biri yeni ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 otele kayd\u0131n\u0131 yapt\u0131r\u0131r. Odas\u0131na\x26gt\x3b\x0d\x0agirdi\u011finde masada bir bilgisayar g\u00f6r\u00fcr ve kar\u0131s\u0131na e-mail atmaya\x0d\x0akarar\x26gt\x3b verir.\x26gt\x3b Fakat yazd\u0131\u011f\u0131 mesaj\u0131 fark\u0131nda olmadan yanl\u0131\u015f bir\x0d\x0aadrese g\u00f6nderir....\x26gt\x3b tam bu s\u0131rada farkl\u0131 bir yerde kad\u0131n,\x0d\x0akocas\u0131n\u0131n cenaze t\u00f6reninden evine yeni\x26gt\x3b d\u00f6nm\u00fc\u015ft\u00fcr\x0d\x0ave bilgisayar\u0131ndaki maili g\u00f6r\u00fcr, arkada\u015flar\u0131ndan geldi\u011fini\x26gt\x3b\x0d\x0ad\u00fc\u015f\u00f cnd\u00fc\u011f\u00fc maili okuyunca oldu\u011fu yere y\u0131\u011f\u0131l\u0131p kal\u0131r.\x0d\x0aOdaya giren annesi\x26gt\x3b yerde yatan k\u0131z\u0131n\u0131 ve ekrandaki mesaj\u0131\x0d\x0ag\u00f6r\u00fcr.\x26gt\x3b Kime \x3a Sevgili kar\u0131ma\x26gt\x3b Konu \x3a Yeni ula\u015ft\u0131m. \x26gt\x3b\x0d\x0aTar i h\x3a16 May\u0131s 2004\x26gt\x3b Benden haber ald\u0131\u011f\u0131na \u015fa\u015f\u0131raca\u011f\u0131ndan eminim.\x0d\x0aBurada\x26gt\x3b bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail g\u00f6nderebiliyoruz.\x0d\x0aBuraya yeni\x26gt\x3b ula\u015ft\u0131m ve kayd\u0131m\u0131 yapt\u0131rd\u0131m. Her\u015fey yar\u0131n senin buraya\x0d\x0agelece\u011fini\x26gt\x3b d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclerek haz\u0131rlanm\u0131\u015f.\x26gt\x3b Seninle\x0d\x0abulu\u015fmay\u0131 d\u00f6rt g\u00f6zle bekliyorum. Umar\u0131m benim\x26gt\x3b gibi sorunsuz\x0d\x0abir yolculuk ge\u00e7irirsin.\x26gt\x3b Not \x3a Buras\u0131 \u00e7ok s\u0131cak. \x3cbr\x3e\x3cbr\x3e';</SCRIPT>
Süpermen
>
> Adam hayli alkollü ve de bitkin üstelik gecenin üçünde evine gelir. Karısı
> son derece zinde, duruma kesinlikle hakim, kocasını sorgulamaya başlar.
>
> - Söyle bakalım Süpermeeen. Neler yaptın bu akşam?
>
> - Valla karıcım, patronla beraber müşterileri yemeğe çıkarttık.
>
> - Eeee, sonra ne yaptınız süpermen?
>
> - Oradan striptize gittiiik... Ben sadece seyrettim.
>
> - Yani sen bişiyler yapmadın değil mi, süpermen?
>
> - Ben hiç bişicikler yapmadım, ama sen niye bana iki de bir süpermen
> diyorsun?
>
> - Valla, ben bir seni bir de süpermeni gördüm donunu pantolonunun üstüne
> giyen de ondan!
AH SU TURKCEMIZ YOK MUhttp://gfx1.hotmail.com/mail/w2/emot...le_regular.gif
Bizim oradaki Carrefour´un ilk açıldığı zamanlar. Mağazada anlık
indirim duyurularını anons eden kişi şöyle dedi:<hr align="center" size="2" width="100%">
'Pantolonları indirdik, orta reyonda sizleri bekliyoruz.'
Lise yıllarında Milli Güvenlik dersinde hocamız olan subay, sınıfın
güzel kızlarından birini kaldırmış ve ondan subay rütbelerini
küçükten büyüğe doğru saymasını istemişti. Sıralamayı aynen yazıyorum:
'Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı ve albaşı.'
Geçenlerde gittiğim düğünde takılan paraları anons eden şahıs aynen
şöyle dedi:
'Gelin hanım köşede, isteyen takabilir.'
Geçtiğimiz ramazanın Kadir Gecesi'nde teravih namazını kılmak için camiye
gittim. Erkekler alt bölümde, kadınlar ise perdeyle ayrılmış üst bölmede
hep birlikte namaza durduk. Kadınlar her defasında secdeye 3-4 saniye geç
vardıklarından, üstten gelen ses ile bizim hareketlerimiz arasında bir
uyumsuzluk
başgösterdi. Bu keyfe keder 'senkronizasyon sorunu' mahalle imamımızın,
akıllara
ziyan bir şekilde duruma müdahale ederek üst kata seslenmesi ile son
buldu:
'Bayanlar! Geç kalmayın, erkeklerle yatıp, erkeklerle kalkın!'
Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken;
- 'Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or..pu var Tamam' diye bir telsiz
anonsu gelmiş.
Erkek arkadaşı çok utanmış ve hemen telsize sarılıp telsizin diğer
ucundaki memura;
- 'Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız' diye fırça atmış.
On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş.
- 'Komiserim malum kadınlar or..pu degilmiş Tamam'
Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp
çırpınan balıklara bakıp;
- 'Bunlar taze mi?' diye sormuştu.
Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı:
- 'Yok abla, pil takıp oynatıyoruz'
KAPLUMBAĞ AİLESİ
Kaplumbağ Ailesi bri gün piknik yapmaya karar veririler. Hazırlıkları yapar ve yola kayulurlar. Tam 20 sene sonra piknik yeririne varırlar. Nevaleleri açarlar bide bakarlar cola yok colayı unutmuşlardır. Okadar yol gel colasız piknik yap olmaz derler. İçlerinde birinin eve gidip colayı almasını söylerler ve kimse yanaşmaz ve enson ev halkı evin en küçüğünün gitmesine karar verir. Evin küçüğüde önce gitmicem der fakat baskılara dayanamaz bir şartla giderim der. Şartı ''ben gelene kadar kimse yemeklere dokunmıyacak'' der. Ev halkında tamam der çocuk giderken bir daha tekrarlar '' Bakın kimse ben gelene kadar yemekler dokunmasın'' der ve çalıların arasında kaybolur. Ev halkı aradan 10 yıl geçince yolu yarılamıştır derler 20 yıl geçince eve varmıştır derler 30 yıl geçince az kaldı 40 yıl olunca ha geldi gelecek derken 41, 42 yıl olur ses yok Evin en yaşlısı olna dedeleri dayanamayıp 'ben şeker hastasıyım bir iki lokma yiyeyim'' der Ev halkı yoook birazdaha sabret derler 43,44 yıl olur hala ses yok Dede dayamaz açlığa artık ve dolmadan alır ve ıssırır. Hemen o sırada çalıların arasından çocuk çıkar ve ''gitmicem işte gitmicem sözünüzde durmadınız der''
http://img521.imageshack.us/img521/8084/picture1fs3.jpg
http://img504.imageshack.us/img504/1630/picture2bo6.jpg
http://img213.imageshack.us/img213/8262/picture3bf9.jpg
http://img101.imageshack.us/img101/5104/picture4fb7.jpg
http://img504.imageshack.us/img504/166/picture5av0.jpg
http://img391.imageshack.us/img391/860/picture6sj3.jpg
http://img521.imageshack.us/img521/1441/picture7cv7.jpg
http://img176.imageshack.us/img176/3120/picture8so0.jpg
http://img391.imageshack.us/img391/4415/sallamait1.jpg
> Bundan bir kaç on yıl önce genç bir Türk işadamı Güney Afrika'da is gezisine gitmiş
> Her şey umduğundan daha başarılı ve çabuk gelişmiş.
> Sözleşme bile imzalanmış. Dönüşüne tam bir gün var.
> Büyük sinemalardan birinin önünden geçerken dikkatini "Ghandi" filmi çekiyor.
> Şu bol Oscar'lı uzun film. Hemen taksiden iniyor ve doğru gişenin önündeki kuyruğa.
> İnsanlar tuhaf tuhaf, bakıyorlar genç işadamına:
> -"Beyefendi, siz yabancısınız galiba ?"
> -"Evet, nereden anladınız?"
> -"Burada beyazlar kuyruğa girmezler, onlar doğrudan gişeye gider biletlerini oradan alırlar."
> Adam biraz mahcup, tüm kuyruğu geçip gidiyor gişeye.
> Evet... beyazlar için ayrı bir pencere:
> -"İyi günler efendim, bir koltuk rica ediyorum, arkadan ve ortadan lütfen."
> -"Beydendi, siz yabancısınız galiba ?"
> -"Evet, nereden anladınız?"
> -"Burada beyazlar, koltukta değil, balkonda otururlar."
> -"Peki bir balkon lütfen"
> Adamcağız, balkonda filmi seyretmeye devam eder etmesine de,Güney Afrika'da bizim sinemalar gibi "Frigo buz, Frigo buz" uzun uzun aralar yok
ki; sıkışır. Etraf karanlık, herkes filmi izliyor, dayanamaz Ve ayağa kalkmaya karar verir. Tam kalkacak, yandaki sorar:
> -"Nereye beyfendi?"
> -"Hiiç... Tuvalete.."
> -"Beyfendi, siz yabancısınız galiba?"
> -"Evet, ama nereden anladınız?"
> -"Burada beyazlar, tuvalete gitmez ki, balkondan aşağı işeyiverirler." Adam iyiden iyiye şaşkın, tek güvendiği etraftaki karanlık. Balkonun korkuluklarına dayanır ve tam çişini ederken, aşağıdan bir siyah seslenir
> -"Heeey yabancıııı...!!!"
> Adam iyiden iyiye şaşkın, karanlıkta ve sadece çişinden tanındığı için ürkmüş... aşağıdaki devam eder:
>
> -"İnsan sadece birinin kafasına etmez ki, şöyle bir serpiştirir. Bu memlekette sosyal adalet var, sosyal adalet....
Adamin biri kitapçiya gider ve tezgahtara :
- 'Evin reisi erkektir adli kitap var mi?.' diye sorar.
Tezgahtar cevap verir :
- 'Maalesef beyefendi masal kitabi satmiyoruz.'<SCRIPT>document.getElementById("MsgContainer").in nerHTML='\x0d\x0a\x3cbr\x3e\x3cfont size\x3d3\x3e\u00a0\x3c\x2ffont\x3e\x0d\x0a\x3cbr\ x3e\x3cfont size\x3d6 face\x3d\x22Comic Sans MS\x22\x3e\x3cb\x3e\x3ci\x3eAdamin biri kitap\u00e7iya gider\x0d\x0ave tezgahtara \x3a\x3cbr\x3e\x0d\x0a- \x27Evin reisi erkektir adli kitap var mi\x3f.\x27 diye sorar.\x3cbr\x3e\x0d\x0aTezgahtar cevap verir \x3a\x3cbr\x3e\x0d\x0a- \x27Maalesef beyefendi masal kitabi satmiyoruz.\x27\x3c\x2fi\x3e\x3c\x2fb\x3e\x3c\x2ff ont\x3e\x3cfont size\x3d3\x3e\x0d\x0a\x3c\x2ffont\x3e';</SCRIPT>