Bu gezide rüştümü ispatladım arkadaşlar. zipiiidi, rommel (sonunda adnın Bilge Han olduğunu da öğrendim. Yoksa Burak Han mıydı. Eeehh. Rommel işte) Aksu abi heppüsü şahiddir. Rüzgar esmez, etrafta araba maraba yokkene, yol da düzgün sağda solda mucur gözükmezkene, bi de viraj yokken 115 filan bastım en son. Daha da getmedi alet zaten. Tabi bu arada benim mobil evim aksu abinin arabada idi. Speedy aleti yollarda ziftledikten sonra geldi bir de kensisi 2 gün boyunca ziftlendi. Yetmedi sabahın 9'unda dönüş yolunda bir kat daha zift attı (kendine). Rommel le iletişim problemleri yaşadık dönüş yolunda O beni bekledi yollarda ben onu Ankara girişinde 1 saat bekledim. Aksu abimden de onun eşyalarıda almıştım. Baktım gelemedi Onun eşyaları da benim eve 2. kat olarak döşedim. Sırt çantasını da sırıma attım. Ama oturunca depoya yapıştım. Zira arkadaki eşyadan ve sıttaki çantadan dolayı yaslanmak mümkün değildi. Çantayı da sırtımdan çıkarıp bebek taşıyıcısı gibi onume giyerek yollara düştüm. Aarabada kurbanlık dana taşıyan beyaz Tofaşçılar bile dönüp dönüp halime baktılar. Yolda gezinen ve sarkan uyku tulumu sebebiyle sağa çeken (evet bu sefer sağa) motorumla eve varabildim. Bu eşyalar olmasa Sıhhiye de solumdaki şeritten sağımdaki şeride geçmek için aniden önüme kıran halk otobüsü şöförünü kaskımla tanıştırma şerefine de nail olmadım. Nerdeyse önü dokunduruyordum. Resimler mi? Akşam kalan 9 pozun 1 ini harcadık. Kalanı sabah çekecektik ancak makinayı evimle birlikte Aksu abinin arabasına yükleyince çekemedim. 8 poz kaldı arkadaşlar. Onları da ileriki toplantılarda kullanırsam kış gelmeden filmleri bastırırım. Üç vakte kadar da tarayıp buraya atarım. EEEE almadınız bi D80 bana bööle olur işte. ANkara kaplanları bi Ilgaz yapalım yahoo. Bu hafta sonu Dikmende su yok. Bari Işık dağına gidelim de oranın buz gibi suyundan içelim. Taşıyabildiğimiz kadar da getiririz artık. Neyse bu konuyu Ankara başlığında açarım artık