Nihat, süper bir anlatım, gayet eşsiz bir duygu tercümesi...
Motorum olmasını lisedeyken istemiştim. Ama çok küçük bir gençlik hevesiydi. Her anne-babanın yaptığı gibi "manyak mısın sen?" tabiriyle hevesim söndürülmüştü. Üniversitede arabayla bu eksiği gidermeye çalıştım, çok fazla aklıma gelmedi "bir motorum olsa" düşüncesi.
İstanbul'a yerleştikten sonra malum trafik, trafikte akan tek şey : motor. Birer ikişer bulunduğum aracın yanından geçtikçe kanım kaynamaya başladı. Nasıl olsa artık büyümüş, ekonomik özgürlüğümü dahil elime almıştım. Kim karışabilirdi ki...
Önce dedim ki ehliyet şart. Daha önce motor kullanmayı bilmediğimi de hesaba katarsanız hemen kursa yazıldım. İlk sürüş tecrübemi asla unutamam.
Yavaş yavaş hızlanıp yüzüme, ellerime, göğsüme vurmaya başlayan o hafif esintiyi hissettim. 10 - 20 - 30 km hıza geldim. Eşsiz bir duyguydu. Sanki kuş gibi havada süzüldüğümü düşünmeye başladım. Az ilerideki dönemeçe geldiğimde durma noktasına kadar yavaşladım. O rüzgar, o his kayboldu birden.
Hayır dedim olamaz, tekrar yakalamalıyım. Yine açtım gazı 10 - 20 - 30... Tam 1,5 saat dolaştım aynı yerde, dönüp durdum. Dışardan bakan birisi için basit bir kursiyerdim belki. Ama benim öğrendiğim tamamıyla uçmaktı.
O zamandan motoru aldığım zamana kadar(8 ay) yanıp tutuştu içim. Temmuz başında aldıktan sonra gece - gündüz binmek için sabırsızlanıyorum.
Barışmert'e söylendiği gibi "bu saatte nereye, alt tarafı motor" değil bizim için. Özgürce, zamansız, mutluluğa uçmanın kendisi motor...
Allah bizi bu duygudan mahrum etmesin.





BMW F650 CS
İstanbul
A Rh (+)
Alıntı ile Cevapla