Ne yaptıysam ben de büyütemedim .. Lakin başka bir yazı paylaşıyorum şimdilik :
KUZUTHUNDER
‘’Sonucun değişmesi için yapılan her eylem onun değişmemesini sağlayan bir etkendir.Çünkü kader şeridi sabittir.’’
- Günaydın Uğur.
- Günaydın Başefendi.
- Nasılsın evlat?
- Kendi bokumda bir dünya kurdum ve orada yaşıyorum!
Raça, Gılgar… Işıkları hiç sönmeyen bu müessesede bile çocukluğumdan beri beni korkutmaktan vazgeçmeyen uyku efendileri. Babaannemin divanının altına saklanabildiğim yıllarda kuzenlerime korkutmak için yarattığım iki dehşet verici yaratık.Kabus-u Azamlar! Korkunç rüyalarla dolu bir geceden kalan terden sırılsıklam olmuş bir çarşaf ve teke gibi kokan bir yastık. Gılgar’ın yüzünü hatırlıyorum! Öldürdüğüm o palyaçonun kafasını eline almış bana getiriyor! Kaçıyorum durmadan, aklım acıyor,kurtulamıyorum. İşte bu benim arınmam…
- Herkes buraya yemek istediği yemeklerden üç tanesini yazsın çocuklaaaaar!
Herkes bir ağzından(Ben hariç) :
- Anlaşıldı Başefendiii!
Onsekiz yaşın sancılı,haplı kafası… 1999 ‘un yılbaşısı;Perşembe…
Kimsenin bizi anlamadığının farkına vardığımız ilk gündü. Geçidin oradaki köprünün altında, yağan karı meze yaparak kör-kütük içtiğimizi hatırlıyorum. Gürcan cebinden bir kağıt içerisinde iki Ferrari çıkardı. Matrix ‘i yeni izlemiştik ve makinelerin hükmettiği o sonsuz tarlalardan kurtulmak için ,özgür olmak ve Zion’a gitmek için o haplara ihtiyacımız vardı…
Ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum ama hala gündüzdü ve kendimizi çarşıda,vızır vızır akan trafiğin arasında dans ederken bulduk. Köşede bir Noel Baba ve Palyaço küçük çocukları eğlendiriyordu. Gürcan hızla onlara doğru koştu. O ölen babaannesini geri isteyecekti ben de mümkünse ren geyiklerinden birini… Etrafları çok kalabalıktı,çocukları yara yara ,balonların arasından ilerledik. Noel Babaya ulaşamıyorduk. Gürcan palyaçonun omzuna dokundu ağlayarak ‘’Babaannem geri gelecek mi?’’ dedi tüm yalnızlığı ve samimiyeti ile. Palyaço onu ittirdi…
- Hadi Uğur bi ‘tek sen kaldın yazsana evladım!
- Neyi yazayım?
- Yahu dedim ya cezaevi yönetimi yılbaşı için yemek istediğiniz üç yemeği yazmanızı istedi.
- Tamam Başefendi,ver kağıdı.
Bundan tam 17 yıl önce arkadaşımın kristalleşen gözyaşlarından birini kapıp o palyaçoyu öldürdüm! Bedeni büyük ama kalbi en az etrafındakiler kadar minik ve sadece babaannesini geri isteyen bir çocuğu yerle bir etmişti çünkü. İlk hamlemde yere düştü. Yalvardı gözleriyle tıpkı Gürcan’ın babaannesini sorarken yalvardığı gibi! Ama acımadım. Vicdanımı , yalancı bedenimi orada bıraktım,matrixten çıktım!
Burada iki kişiyi daha öldürdüm. Sekiz yıllığına geldiğim yolcuğun onyedinci yılında anlıyorum ki hiç pişman olmadım. Onca gaspçı, örgütçü, tecavüzcü , uyuşturucu satıcısı,çocuk tacizcisi arasında benimkisi sadece ruhsuz,güldürmeyen bir palyaço! Hakim beni ‘’kasten adam öldürmekten ‘’ yargıladı. Oysa o adam değildi. Sadece bizleri ve bizim gibi olacakları anlayamayan, duyguları olmayan ve bu dünyanın oksijen içeren atmosferini saldığı zehirli nefretle delen bir et bedendi.Etini ruhundan ayırdım,arınmasını sağladım…
- Uğur bu ne evlat? Kuzu Tuuuu-hun-der ? Kuzutandır mı bu?
-Hayır Başefendi! Kuzuthunder!
-Evladım düzgün yazaydın ya!Müdür diyecek ki bu ne böyle,dalga mı geçiyorlar?
-Desin Başefendi! O duygusuzun da a.... koyayım!Hayır,dalga geçmiyorum, KuzuThunder istiyorum. Kuzum yıldırımda pişirilsin istiyorum. Siz bana ne yemek istediğimi sordunuz. Benim isteğim bu! Burada ve dışarıda benden hep imkansızı istediniz,olmadığım biri gibi yaşamamı, kendim gibi olmamamı istediniz.Şimdi sıra bende! KuzuThunder istiyorum a..... koyayım! Var mı itirazınız???
Beni senelerdir sakin görmeye alışmış Başefendi korkusunu oynadığı alyansına gizleyerek:
-Tamam Uğur,ben aynen böyle iletirim.
-İlet! Belki böylelikle Zion’a gidebilirim!





DD-250-e-10 Spyder
ESKİŞEHİR
A Rh (+)
Alıntı ile Cevapla