Tamam Fransız malı almayalım, eyvallah da ne malı alalım? Yıllardır bizi kucağına oturtan ABD malı mı, ingiliz malı mı? Terörist örgüte açıktan destek veren, yurttaşlarımızı diri diri yakan Alman malı mı? Teröristbaşını evinde konuk eden İtalyanların mallarını mı?

Teröristbaşının bize iade edilmediği dönemde İtalyan topuklu ayakkabılarla İtalyan mallarına boykot çağrısı yaptığımız da oldu bizim halk olarak...

Bu işler üçümüzün, beşimizin hatta -olmaz ya- topyekün boykotla şunla bunla çözümlenecek işler değil. Kuvvetli bir dışişleri politikası, kuvvetli diplomasi ve vakur bir duruşla ancak etkin olabiliriz. Diğer türlü protestolar hep kısa kalacaktır.

Afiş iğrenç bu arada, söyleyecek çok fazla söz var ancak bunların bizim dur durak bilmeksizin verdiğimiz ödünlerle birlikte süregelen AB'ye giriş histerisinin bir sonucu olduğunu da unutmamamız lazım. Toplumsal hastalığımız zaten bu; olayın gelişme sürecine seyirci kalır, sonuca tepki veririz... Sözüm birey olarak bize değil, bizi yönetenlere; geçmişten geleceğe değin...