Bence çok güzel bir konu açılmış. Aynı zamanda çok hassas bir konu.
Prof. Dr. Oktay Sİnanoğlu'nu tanımayanınız yoktur herhalde. 26 yaşında Batının 300 yılda en genç profesörü olan değerli bilim adamı. Ana bilim dalı Kimya olmakla birlikte Ülkemizin yıllardır içinde bulunduğu emperyalist işgal için oldukça kafa yoran ve çok kıymetli fikirler üreten; fikirlerin hayata gemesi için değişik platformlarda çaba harcayan çok önemli bir değerimiz.
Kendisi kitaplarında der ki, bir ülkenin işgali kendi öz kültürünün işgaliyle başlar, öz kültürünün işgali de ana dilinin işgali ile başlar. Buna sahip çıkmak ise Kuvayi Milliye ruhu ile olur.
Taksim'den Şişli istikametinde Mecidiyeköy'e kadar gidin, tek bir Türkçe tabela göremeyeceksiniz. Televizyon kanallarına bakın, en ti vi sinden tut şov tivi sine si en en ine muvi meks ine, diji sine falan filanına kadar ecnebi özentisi isimler. Alfabemizin harfleri İngilizce okunuyor ve buna o kadar alıştık ki tepki veremiyoruz.
Öz yurdumuzda İngilizce, Fransızca eğitimlere ne demeli? Yabancı dil muhakkak ki öğrenilmeli, özellikle küreselleşen dünyamızda ama "Yabancı dil eğitimi" ile "Yabancı dille eğitim" arasındaki farkı çok net koymalıydık zamanında ama maalesef etraf misyoner okullarıyla dolu. İtiraf etmem gerekirse ben de bu okullardan birinden mezun oldum. Bahar Tatili'de değil spring break'e çıkardık, vize değil mid-term olurduk, etüt'e değil study'e giderdik. Günlük kullanımda bizi rahatsız etmeyen o kelimeler ve o paradigma, ister istemez hayatın geri kalan kısmında yer ediyor.
Gidin Nişantaşı'nda bir restorana. Menü'ye bir göz atın, kelimesini telaffuz edemeyeceğimiz bir sürü yemek var; ulan kırk yıllık makarnanın adı değişik soslarla antin kuntin isimlere bürünmüş. Menüye mi bakıyorsunuz İtalyada adres mi arıyorsunuz belli değil. Peynirli kek değil çiiiiiz kek, tomurcuk çay değil earl grey, irlanda kahvesi değil irish cofee, falan filan... Mide bulandırıcı bir özentilik diz boyu.
Ferhat ağabeyime katılıyorum. Teknolojiyi sen üretmezsen, yahut sen marka olamazsan belli terimleri kullanmaya mahkum olursun ama bireysel ve kurumsal olarak biraz daha fazla titizlikle Türkçemize katkıda bulunabiliriz. Örneğin ben bilgisayarıma Türkçe yazılım yüklettim ve artık "file" larımı "save" lemiyorum dosyalarımı kaydediyorum. Arkadaşlarımla brunch'a değil Pazar kahvaltısına gidiyorum. Sırtıma patch değil arma takıyorum gibi gibi.
Çok uzun oldu, siz beni okuma sabrı gösterdiniz ama sizden ricam (tabii okumayanlardan) Prof.Dr. Oktay Sinanoğlu'nun "Hedef Türkiye", "Ne Yapmalı" "Bye Bye Türkçe" "Büyük Uyanış" isimli kitaplarını edinip okumanızdır. Gerçekten kültür emperyalizminden ülkemizi arındırmak için hepimize çok büyük roller ve görevler düşüyor.
Bu arada, forumda konuşma dili de kullanıyoruz, daha samimi olması için. Türkçe'nin kafasını gözünü yarmadan tabii...





BMW GS 1200 ADV
İstanbul
A Rh (+)
Alıntı ile Cevapla