Kullanıcı Adı: Şifre: - Şifrenizi mi Unuttunuz?
Raptor Riders'a Henüz Üye Değil misiniz? Lütfen Kayıt Olun!
Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
Toplam 27 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Euro 2008

Hybrid View

  1. #1


    Nihat Uzun
    -
     E-250
     İstanbul
    Üyelik:07.January.2007 | Yaş: 45
    Mesajlar: 573  |   0 Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0

    Euro 2008

    4 yılda bir düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonalarının 13.sü.
    Diğer organizasyoların düzenlendiği ülkeler ve şampiyonları şu şekilde sıralanmış;

    Fransa 60 - S.S.C.B.
    İspanya 64 - İSPANYA
    İtalya 68 - İTALYA
    Belçika 72 - BATI ALMANYA
    Yugoslavya 76 - ÇEKOSLOVAKYA
    İtalya 80 - BATI ALMANYA
    Fransa 84 - FRANSA
    Batı Almanya 88 - HOLLANDA
    İsveç 92 - DANİMARKA
    İngiltere 96 - ALMANYA
    Belçika/Hollanda 2000 - FRANSA
    Portekiz 2004 - YUNANİSTAN

    Avusturya-İsviçre ortaklığında düzenlenen bu turnuvanın şampiyonunun HOLLANDA olması en büyük temennimdir.

    Herneyse...
    Binbir türlü olaylar, bir çok sürprizlerle beraber 16 takım finallere adını yazdırdı ve her biri grup maçlarının ilk periyodunu dün akşam itibariyle tamamladı.

    Öncelikle dikkatimi çeken şey turnuvanın tahminimden çok çok daha zevkli başlaması oldu. Kulüpler bazında yaşanan rekabeti ve son 15 yılda tepeden tırnağa değişen mandaliteyi gözönünde bulundurunca İtalya 90'dan bile daha sıkıcı bir futbol izlemeyi umuyordum. Buna referans olarak da hiç de uzaklara gitmeden son şampiyon Yunanistan'ın kaldırdığı kupayı gösterebilirim.

    Allah'tan içinde hala latin kanı taşıyan İspanya ve Hollanda kendini tamamen endüstriyel futbola teslim etmemiş ki, futbol adına seyir zevki açısından bir şeyler görme şansımız oldu. Ve işin güzel yanı, henüz yenilen takımlardan hiçbiri için (biz ve yunanistan hariç) 'ne işi var bunların burda' demedik.
    Tabi yine arada "Türkiye'yle beraber turnuvanın en kötüsü Rusya'dır", "İtalya'da fos çıktı" diyenler çıkabiliyor ama aldanmamak lazım. Skor yorumcusu heryerde bulunur ama futbolu atılan gollerin haricinde sentezlemek o adamları harcı değil.
    Evet, İtalya belki 3-0 yenildi ama gerçekten iyi denebilecek bir futbol oynadı Hollanda'ya karşı. Ve Rusya... 4-1'lik skora aldanmamak lazım. Rusya'nın ilk yarı başdöndürücü bir hızla geliştirdiği olgun atakları Türkiye liginde en son ne zaman görebildik ki?

    Konuşmak için henüz erken ama ben bu kupaya çok fazla güveniyorum. Gidişata bakarak da turnuva boyunca oynanacak 32 maçın en az 20'sinin kaçırılmayacak güzellikte olduğunu/olacağını, ve bunlardan bir kaçının futbol tarihinin unutulmazları arasına gireceğini düşünüyorum.

    İstatistiksel veriler olarak henüz 'vay be' dedirtecek olgunluğa erişilmese de ilk periyod sonu için düşülebilecek bir kaç not var.
    İlk periyodda oynanan 8 maç için;

    * Toplamda 250.398 biletli seyirci izlemiş (Yunanista-İsveç maçı hariç)
    * 24 sarı kart çıkarken henüz kırmızı kart gören oyuncu olmadı.
    * Kart çıkmayan tek müsabaka İspanya ile Rusya arasında oynandı
    * İspanyol oyuncu David Villa Sanchez, Rusya'ya karşı attığı üç golle krallık yarışında lider durumda.
    * Toplam 16 gol atılırken golsüz biten tek maç Romanya'yla Fransa arasında oynandı.
    * Gol atmasına rağmen kaybeden tek takım, İspanya'ya 4-1 yenile Rusya oldu.

    Grupların ikinci maçları bugün 19.00'da, Portekiz-Çek Cumhuriyeti maçıyla başlayacak ve 14 Haziran'daki Yunanistan-Rusya maçıyla sona erecek.
    Konu infinitedreams tarafından (12.June.2008 Saat 00:31 ) değiştirilmiştir.
    Yeterli miktarda benzin ve portakal suyuyla Boğaz Köprüsünü havaya uçurabilirsin.
    Sabun katarsan, nitrogliserin olur.
    (Dövüş Kulübü)

  2. #2

    carvalho - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Selçuk Tanrıverdi
    At Hırsızı
     BMW GS 1200 ADV
     İstanbul
    Üyelik:29.December.2006 | Yaş: 53
    Mesajlar: 3,565  |   A Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    8
    Harika konu başlığı. Niye açmadık ki bu saate kadar hakkkaten.

    Favori sıralamama göre değerlendirme yapacak olursam:

    Ben turnuva başlarken bu kupanın favorisi İspanya'dır demiştim. İspanya çoğu kupaya favori geliyor ama bir türlü sonuca ulaşamıyor ama bu sene çok kuvvetli takım kurdular. Kendi liglerinin diğer liglere göre daha "milli" olması, bunun en büyük etkeni bence.

    Hollanda oynadığı oyunla herkesi büyüledi. Eski yıllara göre farkı orta sahasının ve takım savunmasının çok mesafe katetmiş ve üst düzey olması. Eskiden ölümüne saldıran ama muhakkak gol yiyen bir takımken şimdi orta sahada kolay kolay rakibi geçirtmiyorlar. Bir de hocaları tabii bu takıma sempati beslemem için başlıbaşına bir neden...

    Portekizin gücünü çoğunluk Christiano Ronaldo'ya bağlıyor ama bence yanlış yakaşım. Adamların savunması çok klas, aynı zamanda orta sahaları da Deco-Nani-Quarezma ile birlikte Avrupa'nın en iyi orta sahası belki de. Ters toplarla bizi aptal ettiler. Sonuna kadar götürebilirler.

    Almanya, 2006 kadrosunu aşağı yukarı muhafaza etmiş. Polonya asıllı Podolski'nin yine Polonya asıllı Klose'den aldığı pası gol yaptığında buruk sevinci futbolda devşirme modelinin milli heyecanı azalttığının çok net belgesi bence. Bizdede olmasın, ne işi var elin Brezilyalısının bizim takımda? Koca ülke bir orta saha oyuncusu çıkaramıyor mu?

    Almanya'nn bendeki özeti ise şu özlü sözde gizli: Futbol 11'e 11 oynanan ve Almanların kazandığı bir spordur...

    Bizim durumumuza gelince. Turnuva öncesi belki Çeklerden 1 puan kapar turnuvayı 1 puanla bitiririz demiştim ama Portekiz maçındaki kişiliksiz oyunu görünce o puanı da alamayız, sıfır gol sıfır puanla evimize döneriz diyorum. Umarım topçular beni utandırır ama sanmam. Fatih Terim takımın ince ayarıyla çok oynadı. Hamur tam tutacakken tekrar kardı bir türlü kıvamı tutturamadı. Kişisel egoları sağlıklı kararlar almasını yine engelledi, yazık oldu.

    Maçlar çok kaliteli geçiyor. Fırsat bulanların kaçırmamasını tavsiye ederim. Futboldan hoşlanmayanlara da "futbol asla sadece futbol değildir der" yine tavsiye ederim...
    Konu carvalho tarafından (11.June.2008 Saat 16:48 ) değiştirilmiştir.
    yol yapalım yol

  3. #3


    Nihat Uzun
    -
     E-250
     İstanbul
    Üyelik:07.January.2007 | Yaş: 45
    Mesajlar: 573  |   0 Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Alıntı carvalho Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Futbol 11'e 11 oynanan ve Almanların kazandığı bir spordur...
    Efsanevi İngiliz Gary Lineker'ın sözüydü bu sanırım. Bitmek bilmeyen Almanya - İngiltere rekabetindeki Alman üstünlüğü canına tak ettirmiş olmalı adamın.

    Ama Alman futbolunu daha iyi özetlidiğini düşündüğüm başka bir söz var adını hatırlamadığım bir adama ait;
    "Almanlar o kadar sıkıcı oynuyorlar ki, rakip takım 60.dakikada maça olan ilgisini tamamen yitiriyor ve sonunda kazanan hep Almanlar oluyor".
    Tabi bu söz daha çok Batı Almanya'nın görsellikte çuvallasa da tüm kupaları süpürdüğü döneme ait. Sıkıcılık kısmı ise yoğunluğunu -ne güzel ki- biraz azaltmış durumda.
    Yeterli miktarda benzin ve portakal suyuyla Boğaz Köprüsünü havaya uçurabilirsin.
    Sabun katarsan, nitrogliserin olur.
    (Dövüş Kulübü)

  4. #4

    carvalho - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Selçuk Tanrıverdi
    At Hırsızı
     BMW GS 1200 ADV
     İstanbul
    Üyelik:29.December.2006 | Yaş: 53
    Mesajlar: 3,565  |   A Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    8
    Alıntı carvalho Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bizim durumumuza gelince. Turnuva öncesi belki Çeklerden 1 puan kapar turnuvayı 1 puanla bitiririz demiştim ama Portekiz maçındaki kişiliksiz oyunu görünce o puanı da alamayız, sıfır gol sıfır puanla evimize döneriz diyorum. Umarım topçular beni utandırır ama sanmam.
    Doğru tertiple kişilikli oynayınca aslanlar beni utandırdı iyi ki de utandırdı, maçı kazandı. Saha kuru olsaydı daha farklı da alabilirdik...

    Çekleri yenersek ikinci turdayız, beraberlikte penaltı atışları. Biz kazanacağız, aynı oyunu tutturabilirsek tabii...
    Konu carvalho tarafından (12.June.2008 Saat 08:55 ) değiştirilmiştir.
    yol yapalım yol

  5. #5

    Tayfun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Tayfun Kinyas
    Hamamda Tellak
     Yamaha Royal Star 1300
     İstanbul
    Üyelik:03.February.2007 | Yaş: 46
    Mesajlar: 3,258  |   A Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    3
    Evet ya dabi, futbol sevdasına gençer hediyesini alamadı, demekki futbol her zaman eyi bişe değilmiş nihaha

  6. #6

    innocentbystander - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Aydin Sahin
    İnşaat Mühendisi
     Yamaha Virago XV 535
     Denizli
    Üyelik:12.January.2007 | Yaş: 49
    Mesajlar: 160  |   B Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    4
    Dün akşamki Türkiye-İsviçe maçında televizyon neredeyse oyunu gösterdiği kadar Fatih Terim'in enteresan (sadece enteresan değil aslında ama neyse) hareketlerini gösterdi. Avrupa TVlerindeki taklitçilerin de gözdesi olacak adam.
    Bu arada çevrenizde hiç 'formalar da böyle çok güzel olmuş yahu' diyen oldu mu? Yoksa herkes 'bu da nereden çıktı, bu ne rezalet' mi diyor benim gibi?


  7. #7
    mastakilla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    emre özmen
    bilişim
     yok
     ankara
    Üyelik:17.March.2008 | Yaş: 41
    Mesajlar: 59  |   A Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Alıntı innocentbystander Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dün akşamki Türkiye-İsviçe maçında televizyon neredeyse oyunu gösterdiği kadar Fatih Terim'in enteresan (sadece enteresan değil aslında ama neyse) hareketlerini gösterdi. Avrupa TVlerindeki taklitçilerin de gözdesi olacak adam.
    Bu arada çevrenizde hiç 'formalar da böyle çok güzel olmuş yahu' diyen oldu mu? Yoksa herkes 'bu da nereden çıktı, bu ne rezalet' mi diyor benim gibi?

    bizim türk taraftarlar kırmızı-beyaz diye bağırdıkça komiğime gidiyodu sanki isviçreyi destekler gibi..

    bu nasıl bir mantıktır anlamadım:?

  8. #8

    kaanka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Alper Kaan Ka...
    Bankacı
     Artık yok ;(
     İstanbul
    Üyelik:25.September.2007 | Yaş: 47
    Mesajlar: 1,907  |   B Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    4
    Alıntı mastakilla Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bizim türk taraftarlar kırmızı-beyaz diye bağırdıkça komiğime gidiyodu sanki isviçreyi destekler gibi..

    bu nasıl bir mantıktır anlamadım:?
    Hakikaten akşam bizde ençok ona güldük...

  9. #9

    carvalho - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Selçuk Tanrıverdi
    At Hırsızı
     BMW GS 1200 ADV
     İstanbul
    Üyelik:29.December.2006 | Yaş: 53
    Mesajlar: 3,565  |   A Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    8
    Renklerden çok forma numaralarının font'larına takıldım ben. Binbir gece masallarından çıkmış gibi...
    yol yapalım yol

  10. #10


    Nihat Uzun
    -
     E-250
     İstanbul
    Üyelik:07.January.2007 | Yaş: 45
    Mesajlar: 573  |   0 Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Grupların 2. periyot maçları da bitti. Hatta üstüne A grubu kepenklerini bile indirdi.
    6'sı grup, 4’ü çeyrek final, 2'si yarı final, 1'i üçüncülük ve 1'i final olmak üzere toplam 14 maç kaldı topu topu. Geride bıraktığımız 18 maçı referans alarak baktığımda önümüzde inanılmaz güzellikte maçlar olacağını düşünüyorum.

    Katı savunmayla oynayan, "izlesem n'olur, izlemesem n'olur" keyifsizliğinde bir sistemde inatla direnen hiç bir takımı çeyrek finallerde göremeyecek olmamız içimi şimdiden kıpır kıpır yapmaya başladı.
    Mesela Yunanistan. Çin Seddi gibi ördüğü öküzleme defansıyla 2004'te yolun sonunu nasıl gördüler hala anlayamıyorum ama bu sene İsveç ve Rusya işlerin böyle yürümeyeceğini gösterdi kendilerine. Aslında ben Rusya lehine çok daha şık bir skor bekliyordum. İspanya'ya karşı skor olarak ezilmiş de olsalar çok diri ve hızlı atağa kalkan bir takım Rusya. Ve içimden bir ses son maçta İsveç'i yenip üst tura çıkacaklarını söylüyor. Yunanistan'ınsa ülkesine eli boş dönmemesi için üst turu garantilemiş İspanya karşısında bir şansı var. Belki bir şeref golü... ve hatta puan.

    C Grubu için herkes hep bir ağızdan Ölüm Grubu demişti kuraların çekildiği gün. Haklı da çıktılar. 88 şampiyonu Hollanda'nın seri katilliğinde devam eden ölüm grubunun şanslı seçilmişi son maçlar sonunda promosyon niyetine çıkacak bir üst tura. Her ne kadar Hollanda'nın bütün maçlarını kazanarak şampiyon olmasını hayal etsem de bu gruptan Romanya'nın bir şekilde çıkmasını istiyorum. Evet, çok şey istiyorum ama bu kupa izleyenlere öyle şeyler veriyor ki, insan ister istemez şımarıyor.

    Hırvatlar ve Almanların (nşa) üst tura çıkacağı kesin gibi. Bahis şirketlerinin şampiyonluğu durumunda 1'e 250 verdiği bir ev sahibinin yanına Polonya'yı da ekleyince, bu son kaçınılmaz oluyor demek ki. Tek dileğim, Almanya'nın ilk maçtaki performansını 3. maçta ve ilerleyen turlarda da göstermesi. Ekol olarak pek sevmesem de iyi futbol oynayan bir Almanya'yı gücün temsilcisi olarak, Avrupa'nın 3 Güney Amerikalısı, futbol romantiği Hollanda, Portekiz ve İspanya'nın karşısında izlemek isterim.

    A grubunda ise sürpriz bir sonuç çıktı.
    Turnuvaya eşantiyon olarak katılan iki Ev sahibi ülkeden sonra şampiyonluğuna en az şans tanınan ülke Türkiye'ydi. Çekler içinse 'kupayı alırsa şaşırmayın' uyarıları yapılıyordu. Adamlar da sadece bunun hakkını verecek kadar oynadı. İsviçre'yi yendi, Türkiye'yle oynadığı ölüm kalım maçınıysa son 15 dakikaya 2-0'lık bir avantajla taşıdı. Favoriler listesindeki Portekiz'inse üst tura çıkmasına para veren tek bir bahis şirketi bile yoktu. Ve bunun nedenini ilk iki maçtaki temiz skorlarla göstermiş oldular. Son maçta İsviçre'ye 'nasıl' değil de 'neden' yenildiklerini merak ediyorum sadece.
    Ve Türkiye...
    Portekiz ve İsviçre maçlarındaki kötü futbolumuzu Çek Cumhuriyeti maçında da sürdürdük. Ve bana kalırsa üst tura çıkmamızı asıl kolaylayan şeyse bu kötü referanslarımızdı.
    Şöyle ki; Çeklerin hocası Karel Bruckner her ne kadar dünyaca ünlü bir takımı hiç çalıştırmış olmasa da tüm otoritelerce dehası ve yeteneği kabul edilmiş, saygı duyulan bir isim. Hele ki elinin altında defansı Seri A’dan toplanmış çakı gibi bir takım varsa daha da tehlikeli olacağı tartışma götürmez. Ve bana kalırsa böyle bir hocanın emrinde koşan böyle bir takım, 2-0 önde götürdüğü bir maçı da son 15 dakikada hayatta vermez. Yalnız, sanki bu adam önceki iki maçımızı iyi izlemiş ve kendi takımına karşı oynadığımız 70 dakikalık süreçte kendinden çok bize karşı büyük bir güven büyütmüş içinde. Bu takım bu defansa hayatta gol atamaz rahatlığını da sırtına minder yapıp yaslamış takımını geriye. Öyle ya! Rakibin 180’i diğer maçlardan olmak üzere toplam 250 dakikadır oynadığı futbola bakarsan artık bu iş (kabul edin, bizim için de geçerli) bitmişti.
    Ama olmadı işte. Karel Bruckner bir şeyi hesap edemedi. Evet, Türkler kötü futbol oynuyordu… ama özünde hepsi birer deliydi. Bu Servet’in gözlerinden okunuyordu. Arda’nın, Hamit’in yüzüne resmolmuştu. Şerefli malubiyetler döneminden kalma formamızın renginin anlamı da buydu biraz derine inersek. Ve birden bir şeyler oldu. Millilerimiz Arda’nın golüyle birlikte ama şuurlu, ama şuursuz sağlı sollu akmaya başladı rakip ceza sahasında. Aslında işin teknik boyutuna bakacak olursak sollu geldiğimiz söylenemez ama (:

    Öyle böyle derken üçüncü kez katıldığımız Avrupa şampiyonasında ikinci kez çeyrek finale yükselmiş olduk. Rakip Hırvatistan gerçekten çok iyi bir takım. Dürüst olmam gerekirse düşündüğüm tam olarak şu; Hırvatistan bizden daha iyi bir takım. Ama aynı eminlikle Çeklerden daha iyi olduklarını söyleyemem. Ve Çekleri 15 dakikada bozguna uğratabiliyorsak, Hırvatları da yenebiliriz.

    Durumdan malzeme ve malzemeden komiklik çıkartmak isteyenler varsa hemen uyduruk spor gazetelerinden birini alsın. Şimdi içinde Viyana kapılarına dayanmayla ilgili destansı sloganlar, Çanakkale’de yokluklar içinde yazılan destandan örnekler falan döşenmiştir.
    Oysa futbol, Türkiye için sadece futboldur.

    Dünkü maçı kazanmış olmamız elbette ki gururlandırdı beni. Ama beni en çok etkileyen şey sahadaki takımın 15 dakikaya sığdırdığı rüya ve sonrasında karşılıklı olarak farklı anlamlarda akıtılan gözyaşıydı. Hiç sevmediğim Manchester United’ın kupayı, iki dakikada Bayern Münih’in avucunun içinden aldığında gördüğüm rüya gibi. Kamerun’un İngiltere’ye kaybettiği maçtan sonra yasa bürünen kara kıtanın o yıl gördüğü rüya gibi.

    İşte bu yüzden Hollanda diye cırlayıp duruyorum. Çünkü, dün Millilerimiz bize izlettiği güzel rüyanın çok daha kapsamlısını nakış nakış işliyorlar sahaya. Futbolu skorun ve renklerin ötesinde bir aşkla seven herkese unutulmaz bir şampiyona izletiyorlar.

    Futbol,
    İşte böyle bir şey..
    Yeterli miktarda benzin ve portakal suyuyla Boğaz Köprüsünü havaya uçurabilirsin.
    Sabun katarsan, nitrogliserin olur.
    (Dövüş Kulübü)

Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Yukarı Çık