Ankara Regalraptor grubu olarak 05.08.2012 tarihinde gerçekleştirdiğimiz ve birçok anlamda değerli kazanımlar elde ettiğimiz bir çoğunuzu kıskandıracak detayları paylaşmaya başlıyorum.
Her ne kadar aylardan Ağustos olsa da, Ankara'nın kendine has akşam serinliği sabah saatlerinde kendini hissettirmeye devam ederken saat 7 olarak planlanmış buluşma yerine Ankara'nın farklı kesimlerinden heyecanla ve belki de sadece tatlı bir pazar uykusunu motosikleti için yatağında bırakabilecek 11 kişi 8 makine ile bir araya gelmek için güne başladı.
Buluşma yeri olarak belirlenen Optimum alışveriş merkezi o saatlerde sadece güvenlik görevlilerinin mekanı olmaktan motosikletlerimiz sayesinde kurtuldu. Güvenlik görevlerinin meraklı bakışları ve içten gelen tebessümleri ile otoparka girişi engellemesi için bırakılmış kukaların arasından geçerek tek tek geldik. Optimum alışveriş merkezi çok kolay bir yerde olmasına rağmen yol çalışmaları nedeni ile oldukça karmaşık hale gelen güzergahta herkes bir kaybolma hikayesi ile toplanma yerine geldi. Gelemeyenlerde vardı tabi ki. Teknoloji harikası cep telefonu bu konuya da el attı ve gelemeyen 3 motosikletli arkadaşımızla Ankara İstanbul yolu 32.km de yer alan OPET benzin istasyonunda buluştuk. O üç makinenin istasyona gelişini görmeliydiniz. Bu giriş bize yolda bolca kamera kaydı yapmamız için bir fikir oldu ve kim bilirdi ki aramızda bu konuda tam teçhizatlı ve meraklı arkadaşlar olacak.
Benzinlikte yol ve yapılacak her şey tekrar gözden geçirildikten ve sabahın ilk çayı içildikten sonra kahvaltı için Kızılcahamam soğuksu milli parkı kararlaştırıldı ve hem kendimiz için hem de motorlar için yakıt takviyesi yapıp yola düştük. Yolda ilerlerken dikkat çeken tek şey ilk kez birlikte sürüş deneyimi yaşamamıza rağmen uyum içinde ve kurallara uygun birbirini kollayan bir nizam ile hareket etmemizdi. Bu uyum içinde ilerlerken birden kendimizi yolda ilerleyen diğer araç şoförlerinin ilgisi içinde buluverdik. Gelen geçen hemen hemen her araçtan gelen korna sesleri aslında grubun ne denli güzel göründüğünün de habercisiydi bizim için. Kurtboğazı barajının seyir terasına ulaştığımızda rastgele park ettiğimiz motorların aslında tesadüfen bir düzen içinde muhteşem manzara sergilediğini fark ettiğimizde fotoğraf için 20 dk harcadığımızı fark etmedik bile. Kalkışta video çekimi ile uğurlandığımız kurtboğazı manzarasını ve o anları unutmayacağız. Aynı nizam ve uyumluluk içinde yolumuza devam ederken planlanan rota içinde Kızılcahamam soğuksu milli parkına giriş yaptık. Sabah saatleri olduğu için Kızılcahamam şehir merkezi ve milli parkta yoğunluk yok denecek kadar azdı. Olabildiğince iç kısımlara kadar ilerleyip asfaltın bittiği yerde geniş bir alanda mola verdik ve kendimiz için aldığımız poğaçaları dağdan gelen soğuk ve enfes su eşliğinde tükettikten sonra açılan gözlerimiz ve aramızda bulunan hiperaktif arkadaşlarımız sayesinde tabir yerinde ise dağ bayır tırmandık. Kendimiz yetmiyormuş gibi yakınlarda bulunan ve sonradan yapıldığı belli bir platforma motorlarımızı çıkartıp fotoğraf çektirsek mi acaba diye düşünürken birden ormanın sessizliğini bozan bir motor sesi ile fark ettik ki çoktan platformda bir motor var. Çaresiz (aslında herkes bahane arıyormuş ) biz de motorlarımızı platformun üstüne çıkarttık ve başladık fotoğraf ve video çektirmeye.Yeri gelmişken fotoğraf ve video konusunda yardımlarını ve emeklerini esirgemeyen 2 bayan arkadaşımıza teşekkür etmemek olmaz. Aklımıza gelen her türlü varyasyonu denemekte terettüt etmeden onlarca fotoğraf çektirdik. Platformdan iniş başlamadan yol başında duran yönetmen bayan arkadaşımızın "BAŞLA" komutu ile aldığı emri en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan askerler gibi inişe başladık. Ama nedense hepimizde bir gülümseme tarifi çokta mümkün olmayan bir mutluluk vardı. Lastiklerimizi yarmadan indiğimizde motoru kirlendi diye söylenen bir iki arkadaşımızı da yıkarsın geçer diyerek teselli ettikten sonra, asıl hedefimiz olan Gerede'ye doğru yola çıktık. Yavaş yavaş yerleşmeye başlayan günübirlikçiler ile yolda selamlaşarak ana yola düştük. Gerede tabelasına kadar geldiğimizde tabela önünde fotoğraf çektirmek için durduğumuzda, motorların tabela arkasında kalmasının iyi olacağını düşünen arkadaşımız, diğer arkadaşımıza el işareti ile biraz ileri git demeye çalışması devam et olarak anlaşılınca, işareti gören arkadaş arkasına bakmadan yoluna devam etti. Neyse ki, aynadan hepimiz birbirimizi kontrol etmeye programlı olduğumuzdan çok uzaklaşmadan geri geldi. Tabela önünde fotoğraf çekimi cihazın video çekimi modunda kalması nedeni ile, video çekimi olarak gerçekleşince kısa ve kesik kesik bir kaç videomuz olu verdi. Gerede'ye girip alışveriş mekanı ararken PTT'nin bulunduğu sokaktan biraz yukarıya çıkıp sola döndüğümüzde ana caddenin başlarına geldiğimizi anladık ve hemen geniş ve gölge olan ilk yere parkımızı yaptık. Sokaktan geçen hemen hemen herkesin dikkatini çekmek, sohbet etmek için bahane arayanları kırmadan cevaplamak ve balkonlara doluşmuş insanların düşmemesi için dua etmek park esnasında yaptığımız başlıca işler arasında idi. Alışveriş ganimetini motorlara yükledikten sonra yola çıktığımızda, çocukluğumuzdan kalan bir detay ile karşılaştık.Caddeyi sulayan belediye itfaiye aracı. Kendisini gördüğümüzde fışkırttığı su miktarından kesinlikle etkileneceğimizi düşünerek yolun en sağına yaklaşmamıza rağmen ıslanma korkusu içinde ayaklarımızı toplamış kaderimize razı durumdayken itfaiye aracı şoförünün bizi fark etmesi ve durarak su fışkırtma işine kısa süre ara vermesi çok hoş bir davranıştı. Ama derler ya "korkunun ecele faydası yok diye", meğersem bu korku dönüş yolunda yaşayacaklarımızın habercisiymiş. Gerede çıkışında bulunan benzinliğin hemen önünden sağa girerek güzel ve yeşiller içinde bir yol ile piknik alanına ulaştık. Motorları da yanımıza alabileceğimiz gölge bir yer bulduktan sonra yerleşme ve mangal işlerine başladık. Mangal ateşi ile ortaya çıkan dumandan motorlarımız etkilenmesin diye makinelerin bazılarının yer değişiklikleri yapıldıktan sonra dumanın kontrol altına alınamayacağı anlayıp kaderimize razı olmaya karar verdik. Ateş olduktan sonra önce biber ve domatesleri pişirip arkasından köfteleri pişirmeye başlama fikri oldukça acıkmış ve bir o kadarda yorulmuş grubun ilgisini çekilen fotoğrafların yorumlanmasına ve yavaş yavaş pişmiş biber ve domateslere doğru çekti. Önden karınlarını doyuran arkadaşlar köfte yeme konusunda biraz eksik kalınca pınarın başına oturanlara gün doğmuş oldu. Yetmez diye düşünülen kasap köfteler arttı ve sona kalan dona kalmaz misali işe yaradı.
Yemeğin sonlarına doğru gelen yerel bir gazeteci, ilk etapta çok ilgi çekemese de gazeteci olduğunu öğrendiğimizde aradığı ilgiyi buldu ve biraz bilgi aldıktan sonra toplu birkaç fotoğrafımızı çekerek ayrıldı. Yerel gazeteye uygun bir dille aktarılacağımızı umarak tekrar gaz açmak için hazırlıklara başladık. İşte tam bu nokta da aslında kalkmaya hiç niyetimiz olmamasına rağmen ardı ardına gelen gök gürültüsü, ilk başlarda gök gürültüsü bizi mavi renkli bulutsuz bir gök yüzü ile aldattı, ve sonrasında bir kaç damla yağmur bizi hareketlendirdi. Ama ağaçların altında yağan yağmur damlalarının etkisinin az olduğu kimsenin aklına gelmedi. Hızlı bir toparlanma ile motorların çamura saplanmaması için bulunduğumuz yerden asfalt yola çıktık. Bu arada yağmurun şiddetini de anlamış olduk. Sığındığımız ağaçların altından yağmurun şiddetini ve gidiş istikametindeki havanın açık olduğunu görebiliyorduk. Ortak bir karar ile yağmurun zayıfladığı bir anda yola koyulduk. Yaklaşık 5km gittikten sonra fark ettik ki yağmurdan çok düşünmemiz gereken başka bir problem var. Motorlarımızın ön tekeri yolda ne kadar su varsa her iki bacağımıza da oldukça başarılı bir şekilde dağıtıyor. Çok gitmeden tam anlamı ile sırılsıklam olan diz altı bölgemiz nedeni ile ilk benzinliğe sığınmak zorunda kaldık. Sonrasında yine ileride havanın açık olduğunu gördüğümüzden biraz daha ıslanmaya karar verip yola koyulduk ve aslında kararımızın ne kadar doğru olduğunu da yağmurun etkisinden çıkınca anladık. Sonrasında tek tek atan yağmur damlaları dışında bizi rahatsız eden bir yağmur geçişi dışında problem yaşamadık. Enteresan olan bu yağmur geçişine 2 motor (3 kişi) dışında geri kalanların yakalanması oldu. Çay içmek için fırsat kollarken saatinde uygun olması ile soğuksu milli parkında çay içmek için tekrar durma kararı aldık. Soğuksuya girdiğimizde hayat oldukça hareketlenmiş ve sabahkinden tamamen farklı bir hal almıştı. Tabi ki bu durum bize tekrar ilgi odağı olma mutluluğunu yaşattı. Çay içmek için durduğumuzda 1 adet Kawasaki 500 Chopper ve Harley Davidson cadde motoru bizi karşıladı. Biraz incelemelerimizden sonra sahibi olduğunu anladığımız kişiler tarafından hoş dille karşılandık. Yoldan 4-5m yüksekte olan çay bahçesinden motorlar toplu olarak çok etkileyici görünmeye devam ediyorlardı...


Regal Raptor Daytona
Ankara
A Rh (+)
Alıntı ile Cevapla







