Alıntı handojoe Nickli Üyeden Alıntı
güneşin gökyüzünde parladığı, rüzgarın toz kaldırmadan estiği bir günde demir atların çektiği arabayla geldim ordaydım. şarkı söyleyen telden haber saldım duman işareti yaptım görmedin. river plate nehrinin kenarındaki sarı yılan kanyonundan ve eski kızılderili mezarlığından geçtim bir tepeden baktığımda yerdeki ateş gökyüzündeki yıldızlardan çoktu, ama KALDERA yoktu.
o bahsettiğin kasabada sessizlik denen bir şey yoktur.tarafımdan lanetlenmiştir.orda çiçekler açmaz böcekler ötmez. :mrgreen: orada ilkbaharda oluşan yaprakların seslerini, uçuşan böceklerin vızıltılarını işitecek bir yer de bulamazsın.KALDERA kadınların nefes aldığı yerde bulunduğu görülmemiştir,bunu nasıl olurda bilmezsin..? yoksa HANDOJOE bir ürkek ceylan gibi kadınların ardına mı saklanıyor.. :P
KALDERA engin suların üstünden gelen rüzgarın mülayim gürültüsünü sever, öğleyin yağan yağmurun temizlediği, taze çam yapraklarının ağırlaştırdığı rüzgar kokusundan hoşlanır. KALDERA için hava kıymetlidir..ama sen bir kaç gün önce ölen bir insanın kötü kokulan duymadığı gibi,bunları duyamıyor ateşin etrafında savaş dansları yapıp saz çalıp oynuyorsun, belkide ateş suyu içiyorsun..

fakat ben bir kovboyum. gürültü, patırtı bizim kulaklarımızı adeta tahrik eder. kuşların ötüşünü, ya da geceleyin su başında kurbağaların bağırışlarını işitmedikten sonra dünyada ne vardır.
ben bir kovboyum ve bunu anlayamam.
ama hiç aceleci davranma;
apaçi halkına, senin derini yüzüp tamtam yapıp hediye edeceğim..
ben biliyorumki, bu tamtamın sesini duyduğumda sen gökyüzündeki engin çayırlarda atalarının yanında ağlıyor olacaksın... :mrgreen: :mrgreen: