saat gecenin 24'ü telefonum çalıyor , ama numara kayıtlı değil biraz tereddüt ederek açtım telefonu ve sevgili ismail daha alo handoo diye haykırdı o sesi tanımıştım

ve dediki;
__misafir kabul edermisin? hando yarın ergün ile sana gelmeyi düşünüyoruz.

bende
__ne demek başımın üzerinde yeriniz var fakat edirne gezisi iptal oldu hava nedeniyle. dedim

ismail
__biz geleceğiz hando. dedi.


sabaha kadar gözümü yummadım evi biraz derleyip toparladım... ateşe yemek koydum (kıymalı bezelye), sabah

olduğunda hemen kahvaltı hazırlıklarına başladım, sobayı ateşe verdikten ve çayı demledikten sonra, onları

karşılamak üzere şehrin dışına çıktım. ve tam o sırada dostlarım motorları ile göründüler, hep beraber eve gittik

hem kahvaltı ediyor hemde sohbet ediyorduk dostlarımı karşımda üstelikte evimde kendi ellerimle hazırladığım

kahvaltıdan yedirmek beni inanılmaz mutlu etti.

sonra dışarı çıktık ilk durağımız dondurmacıydı peynir helvası üzeri dondurmalarımızı yiyip bir kafede

neskafelendikten sonra ergün ve ismail'in benzinleri bitmiş benizleri solmuştu, onları FISTIKLI'YA götürdüm...



ve ben bana gelen bütün dostlarımı dünyanın en uzun taş köprüsü olan ve şehrimize adını veren osmanlı padişahı 2.murat padişahımızın yaptırdığı bu muhteşem yapıtın altına getiririm, ve de öyle yaptım

işte köpru işte biz...


motorlarımız ve yine bizz... resimdeki diğer arkadaş burdan sevdiğim bir kardeşimdir adı uğur...



işte köprü altında biz burda yaşamasakta o güzelim ergene nehrinin çorludaki fabrikalardan gelen pis suyun yaydığı kokuyu genizlerimize çekiyoruz iyi oluyor...



ve... üç silahşörler silahsız



atları ve onlar...!





köprü ziyaretinin ardından benzinciye uğruyoruz atlar susamış...



dönüş yolculuğu başladı... en hüzünlü yanı sevmiyorum ama!



işte inekler... (biz değil tabii) kovboyun kasabası olurda inekler olmaz mı?




hemen bir benzinciye çektik ayrılmak zor oluyor, onlar hazırlanırken sohbet ediyoruz...






nasıl olduysa birden ergün'e sarıldım sevişiyoruz...




ismail'de kıskandı tabii ve onuda aramıza alıp olayı üçledik...



veda uzuyor ve sohbet bitmiyordu, ismail ve ergün soyunup soyunup giyiniyorlardı...







speedy ve hando'nun regalin aynasına düşen yüzlerinin yansıması...





ayrılık zamanı dostların ardından el sallamak zor ama gerekli vedalaşmamızı yapıyoruz artık





marşa bastılar motorlar çalıştı,

işte bu ayrılığın şarkısı,

gaz rolanti debreyaj sıkılı,

bir tık sesi motor viteste,

dönüyor tekerlekler aheste aheste




dönüyorlar yüzlerini batıdan doğuya, ve rüzgar arkalarından esiyor oysa arkalarından esen sadece rüzgar değildi?



az önce sohbet ettiğim sarıldığım dostlarım şimdi gidiyordu...

gözlerimde ufalan görüntüleri, yüreğimde büyüyordu...




evet dostlar, ERGÜN ve İSMAİL arkadaşıma burdan saygı ve teşekkürlerimi sunuyorum. çünkü onlar sadece ve

sadece HANDO için gelmişlerdi, oysa hiçbir nedenleri yotu gelmek için, mutevazi şehrimde ve imkanlarım dahilinde

kendilerini ağırlamaya çalıştım.


en önemliside şehir içinde gezerken arkamda olmaları ve "yalnız" değilsin mesajı vermeleri bana en önemli

armağandı. insanların bana bakışını değiştirecek bir olaydı demek ki "başkalarıda varmış" diyecek insanlar,

bunu daha fazla motorla yapmak isterdim küçük şehrimin insanları için büyük bir olay olacaktı.