Pek edebi olduğu söylenemez elbette ama kendi kendime yazdığım blog sayfamdan eskilere ait bir post işte:
bedel ödemek zorunda olanlar
Bizler bedel ödemek zorunda olanlarız... Maddi-manevi fayda elde ettiğimiz her halt için birer bedel öderiz. Bazıları gibi bizim önümüze sunulan altın tepsiler yoktur hayatımızda, her şey için bir bedel ödemek zorundayızdır. Hatta bu öyle bir zorunluluktur ki, sadece uğruna bedel ödemeyi göze alabildiğimiz kazançlar elde ederiz...
Mesela mutsuzluğa katlanabildiğimiz ölçüde mutlu olabiliriz. Çünkü mutlu olmayı ümit ederek çıktığımız her yol, aslında o mutluluk için ödediğimiz bedellerle doludur. Ya da para! Bazılarının elinin kiri olan meblağları kazanabilmek için ne bedeller ödüyoruz. Bir kere de bedelini ödemeden bir para kazanalım di mi? Hayıııııır!! Kazandığımız her kuruş, kıçımıza kendi topuklarımızla vurduğumuz bir tekmeyle eşdeğer olmak zorundadır.
Hayal kurmak için bile bedel öderiz aslında. Hayallerimiz örselenir önce, sonra hayalcilikle suçlanırız, sonra da kurduğumuz hayallere inat gerçekler vurulur yüzümüze! Bedelini ödemeye razı mısın? O zaman kur hayalini... Ona göre haaaa!!
Bedelini ödemeden bi halt elde edemeyiz bizler. Hem de bedeli peşin peşin alır genelde hayat! Karşılığını da -eğer şanslıysak- taksit taksit verir...



RR'dı eskiden
İstanbul
A Rh (+)
Alıntı ile Cevapla



