Kullanıcı Adı: Şifre: - Şifrenizi mi Unuttunuz?
Raptor Riders'a Henüz Üye Değil misiniz? Lütfen Kayıt Olun!
Toplam 59 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Hybrid View

  1. #1

    Umut can - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Umut Can Özdemir
    Turizm ve Otelcilik
     YAMAHA DRAGSTAR XVS 650 A
     Ankara
    Üyelik:03.November.2011
    Mesajlar: 438  |   B Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    O zaman gündüz vaktine şöyle bir kaç ekleme yapayım. :mrgreen:

    Reşat abim sağolsun resimleri eklemiş anlatması daha rahat olacak,

    1. resim çekilmeden önce (çeken abi yoldan geçen bir vatandaş) hareket edeceğimiz için motorları sırayla çalıştırıyoruz. Yüküm her şeyim hazır ve marşa basıyorum. Emrehan ağanın dediği gibi 'hava serin değil soğuk'. Makine hemen stop etmesin diye gaza da yükleniyorum. Önümden geçen abi 'hop kardeş yapma ya, hastası var çocuğu var, bu saatte olur mu?' diyor. Ben dumur. (o.O) Ben 'abi başka türlü nasıl çalıştıracağım makineyi' diyorum. O arada Reşat abim devreye giriyor. 'Abi sen de fotoğraf çekecek potansiyel var' diyor. Abi tabii ki gururlanıyor. Beni unutuyor. 'Tabii ki neden olmasın' diyor, bizim resimleri çekiyor. Abimiz işini başarıyla yapmanın gururuyla göğsünü kabartıp yine önümden geçerken herkese bağırıyorum 'Arkadaşlar motorları stop edin Bahçeli'den çıkana kadar apıldayarak gidiyoruz.' :mrgreen: Abi de tık yok, o artık kendini dış dünyaya kapattı. Çünkü sabah sabah bulunmaz bir motorcu kafilesinin fotolarını çekti. :mrgreen:

    2. resimde motorların ön tekerleklerini birleştirerek 'çiçek riders' oluyoruz. :mrgreen: Doğan güneşe gözlerimiz kamaşarak bakıyoruz ve bu poz ortaya çıkıyor.

    3. resimde kendimizi zor atmışız Bolu Dağı'na, resim çekilelim keyiflenelim istiyoruz.

    4. resimde motorları ip gibi dizdik çünkü polis memurları geçerken 'Yolu kapamışsınız' diyor. Reşat ikna etmeye çalışıyor ama dediklerini yapıyoruz, düzeltiyoruz park şeklimizi.

    Yemek sırasında bir arkadaş yanaşıyor, 'ben de bu motorlardan istiyorum' diyor. Gerekli bilgileri Reşat abim ve Behzat abim veriyor. Ben de kendimce bilgilerimi aktarıyorum ve onu forumumuza davet ediyorum. Umarım davetime karşılık verir ve yazar buradan.

    Ve ayrıca, Akçakoca çıkışı üstbaş alışverişi yapılırken bir araba arkama ilişiyor. 'Kardeş bunun modeli ne', 'Regal Raptor' diyorum, arkama bakarak konuşuyorum çünkü motor stop etmemeli. Ama ben de kayış kopuyor, gülerek cevap veriyorum. Çünkü arabada 4 abi, 2 sağ cam ve bütün kafalar sağ camda. Kopuyorum. Abi sizi de davet ettim siteye, gelin birlikte kopalım. O anı unutamıyorum. :mrgreen:

    5. resimde dona dona giriyoruz Karadeniz suyuna. İlk defa Karadeniz'e girmenin heyecanı var üzerimde. Denizi suyu inceliyorum. Açılıyorum biraz, ilerisi uçsuz bucaksız, vay anasını. Saçlar uzun, gözümde lens var kafamı sokmuyorum. Soğuk, geri dönüp çıkıyorum denizden. Merakım geçti, yeter bu kadar, zatüreyle uğraşmayayım bir de.

    6. resimde uçsuz bucaksız Karadeniz'e arkamızı verip fotoğrafımızı alıyoruz. Güneş ters tabii, yüzler karanlık, olsun.

    7. resimde, Spyder zaten vurdurma istiyor hop buraya dalıp burada da fotoğraf alıyoruz.

    8. resimde, artık Kızılcahamam'dayız ve son 66 km gösteriyor. Soğuktan hissizleşmişiz. Mola veriyoruz, ellerimiz hala gazda frende debriyajda gibi kalıp halinde kalmış. Biraz oynatmak gerek. Ahşaptan lokantada ısınıyoruz, kendimize geliyoruz. Girmeden önce çorba olmasını çok ummuştum ama maalesef, olsun. Sıcak yemeklerle ve çaylarla içimizi ısıtıyoruz.

  2. #2


    Emrehan Demiröz
    Bankacı
     DD250E-9B
     Ankara
    Üyelik:17.January.2012 | Yaş: 46
    Mesajlar: 1,862  |   0 Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    4
    Umut Can harikasın kardeşim. Ben dönüş yolculuğunu anlatmayı senin klavyene bırakmak isterim vaktin varsa.
    Reşat Bey kardeşim fotoğraflar için teşekkür ederim; her ne kadar işyerinden görüntüleyemesem de eve gidince ilk işim onlara bakmak olacak.

    Ben bir ayrıntıyı daha atladığımı farkettim; o da kahramanımla ilgili...
    Akçakoca'ya 14:00 gibi varıp yemek yedik dedim ya hani; daha çaylar gelmeden bizi yolda beklemiş olan Çağrı kardeşim "işe geç kalmayayım" diyerek sanki komşu ziyaretinden ayrılırmışcasına bir rahatlıkla bizimle vedalaşıp 125cc Honda scooterıyla Akçakoca'dan Ankara'ya doğru tek başına yola çıktı.:mrgreen:

    Daha sonra kendisini aradık; 3 saat 15 dakikada sağ salim eve vardığını ve yolda benzin almadığını öğrendik (giderken de almamıştı :mrgreen.
    Konu Emrehan tarafından (12.September.2012 Saat 16:45 ) değiştirilmiştir.

  3. #3

    CELİL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    CELİL ÜSTÜN
    HÜR GENERAL
     YAMAHA XVS950A
     İstanbul - Büyükçekmece (Avrupa Yakası)
    Üyelik:08.June.2009 | Yaş: 58
    Mesajlar: 23,194  |   0 Rh (+)
    Beğenmiş
    53,917
    Beğenilmiş
    7,147
    umutcan çok iyi anlatım teşekkürler hikaye canlanmaya başladı :mrgreen: emeğine sağlık

  4. #4

    Umut can - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Umut Can Özdemir
    Turizm ve Otelcilik
     YAMAHA DRAGSTAR XVS 650 A
     Ankara
    Üyelik:03.November.2011
    Mesajlar: 438  |   B Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Peki Emrehan ağa, sonuçta çalışıyorsun vaktin azdır. Dönüşü ilk ben yazıyım ama bu sefer eklemek istediklerin olursa sen ekleme yap, anlaştık.

    O zaman 7. resimden sonrasıyla alıyorum. :mrgreen:

    Hareket ediyoruz, yine vurdurmak gerek Spyder'ı. Üstümde, mübala yapmıyorum, bir atlet-2 tshirt-korumalı sırtlık-kapşonlu uzun kol sweet-kışlık mont var. 'Höh naptın sen' demeyin, öyle valla. :? Kurtarmadı bile... :?

    Dönüş gecikti. Gece varacağımız belli. Üst baş alışverişi yapıldığı için ses etmiyorum, hanımlar beyler alışverişteler. Benim tabii tuzum kuru gibi görünüyor. :mrgreen: Terliyorum, açıyorum önümü bekliyoruz. O arada geliyor zaten 1 araba 4 abi, 2 sağ cam, 4 kafa.

    Neyse, hazırız çıkacağız, haydaa ters istikametten. 'Ya neden' diyorum sarıp sarmalanmış bedenimin içinden. Ha tamam sormuşlar, abilerin bildiği bir şey varmış. Şehre girmeden başka bir asfalta çıkış varmış. Tamam şimdi oldu, bize nereden baksanız 15 dk kazandırdı. Neden, Akçakoca içi tümsek, çukur ve köstebek yuvaları. Asfalta çıkınca yardırıyoruz.

    Ama ne yardırma, öncüler Reşat, Hakan, Fazıl ve Behzat abiler. Bu 4'lü grup aman diyeyim nasıl yardırıyor. Tamam, Ankara'ya gece varacağımız taa sabahtan belliydi de ne bu hız. Yetişmeye çalışıyoruz Emrehan, ben, Kenan. Grup bir ara ikiye bölünüyor. Ankara'da acil işi olanlar ve olmayanlar gibi. :mrgreen:

    Neyse yine de toplu gidiyoruz. Aramız öyle abartı şekilde açık değil. En kötü şehir merkezlerine gelince ışıklarda bekliyorlar. Nihahahah. Hep beraber kalkıyoruz ama yine biraz açılıyor.

    Behzat abiyi sağa sinyal verip yavaşlarken görüyorum. O da ne, armut ve incir alıyor. Ankara'ya götürürler, çocuklarınadır diyorum. Abimin altında race motor zaten hız kesmeye gerek yok kendi açımdan. :mrgreen:

    Neyse yol tek şeride düştü, yetişiyoruz, bir bütünüz. Tam duble yola geçiyoruz sağda Shell, hemen dalıyoruz. O da ne si Behzat abi arkamızda bitti bile. :mrgreen: Tam zamanında geldin diyorum. Benzin alıyoruz bir güzel. Günlük kmyi sıfırlıyorum, dikkat! :mrgreen: Sağ pompada Reşat abi, 'sıfırla ha, sonra yolda kalmayalım' diyorum. '' '' yapıyor. Muhabbet, tıkınma devam ediyoruz. Ama durdukça sürekli muhabbet ediyoruz. Ula yolcuyuz, mola süremiz 10 dk falan diyen yok. Dur Allah dur. Neyse çıkıyoruz Shell'den.

    Grup sağ şeridi kapatmış yardırıyor yokuş aşağı. Ana o kim, Fazıl sol şeritten yardıyor. Arkasında koca tır. Eminim herkes kaskının içinden 'Kaçıl len' diyor Fazıl'a. Neyse şükür, iyi atlattı. Altında kalacak velet. :mrgreen:

    Hava kararıyor, eyvahlar olsun. Ben içimden diyorum, gündüz bastırmadık zaten, gece hiç bastıramayız. Gece 1-2 evde oluruz. Farlarımız cavlıyor, yol alıyoruz. Hava soğudu iyice. Ellerimiz donuyor. Bir ara keskin virajı zor dönüyorum. Soğuktan kollarım kas katı olmuş. Biri dokunsa çıtırdayıp gidecek vücut. Eyvah! Umut Can toparlan, cin ol. Kaybetme kendini. :mrgreen: Grup fermuar olmuş, ayrılan eden yok. Herkese bir ciddiyet gelmiş. Hava karardı sonuçta.

    Öyle böyle değil, 120 km hızla gidiyoruz. Geceyi yarıyoruz adeta 7 motor. Son durduğumuzda Emrehan ağa diyor 'benim farlar iyi aydınlatmıyor, öne geçeyim.' Kenan kardeşin zaten araba farı, sisler çok iyi aydınlatıyor, kardeşinde de fosforlu yelek, öncümüz o. 3. sırada ben gidiyorum. 4. sırada Miki Spyder ile Hakan abi geliyor. Sislerin duruşu ve aydınlatması tam Miki. :mrgreen:

    Yarım saat geçiyor, aha 2. Shell. Donduk, duruyoruz. Sigara molası. Ben km'ye bakıyorum, laf arasında '50km gelmişiz' diyorum. Emrehan usta kendi motoruna bakıyor '58km gösteriyor' diyor. Reşat ustaya bakıyoruz, bu da mı gol değil der gibi '54km gösteriyor.' Ulan Sabri, bütün toplar 'OUT' a mı atılır. :mrgreen: Biri tutsun en azından. :?

    Çıkıyoruz yola, pof baya bir tır-kamyon trafiği arttı. Öncü yine Kenan, arkasında Behzat abi ve Fazıl. Grup arası açılıyor. Emrehan usta 2 numara olması gerekirken performans düşüyor. Grup ikiye bölünüyor, fark açıldı. Meğer Kenan, Behzat abinin farından geriye bakmıyormuş, gözünü almış. :mrgreen: Grup geliyor sanıyor. Ula bir şey yapmalı. Ben de ani bir çıkışla ön gruba yetişmeye çalışıyorum. 110-120 anaam. :mrgreen: Yetişemiyorum, güzelim Spyder'ı racing gibi kullanıyorum, öne eğiliyorum. 130'a çıkıyorum. Her türlü yine çıkar 130'a ama soğuk direkt çarpıyor. Uzun bir süre o hızda gidiyorum.

    Ben uzaktan yetişince anlıyorlar, grup bölündü. Sellektör yapıyorum, yol kenarına çekiyoruz. Bekliyoruz, bekliyoruz, bekl.... gelen yok. Haydaa, arıyoruz cevap yok. Sonunda geliyorlar. Bekletmeden devam edin diyoruz. Meğer Miki Spyder, sis farlarını rüzgardan geri çevirmiş. Neyse ki cırtlı kablolarla sabitlemişler.

    Kızılcahamam'a geliyoruz. İşte burada keşfediyoruz ahşap lokantayı. Eldivenleri motorun üzerinde sıcak kısımlarda bırakıyoruz. Donduk diyoruz, üst kata yönlendiriyorlar. Herkes aç ama ne yiyeceğiz bilen yok. Turizm okuduğum için taktir ettim genci; 'ortaya karışık yapalım, tavuk, köfte, domates, biber' diyor. 'Tamam' diyoruz. Reşat abi aşağı inip anlaşıyor her konuda. Çorbaları yok ama sıcak yemeklerle ve çaylarla içimizi ısıtıyoruz.

    Aşağı iner inmez soğumaya başlıyoruz. Hemen yola koyulmalı. Aynı soğuk, aynı yol, aynı karanlık devam. Ama dinçleşmişiz. Daha bilinçli geldiğimi hatırlıyorum. :mrgreen:

    Ve artık cadde lambaları yolları aydınlatıyor, artık geldik Ankara burası. Benzinlikte duruyoruz. Hatice abla, o da ne armutlarla incirleri çıkartıyor.. Meğer çocukları bizlermişiz, bizlere almış. Ohhh, ne de güzel gitti. Vedalaşıyoruz artık. Emrehan ve Su çifti önden kaçıyor. Sonra birer ikişer ayrılıyoruz. Kenan, Reşat ve ben 3'lü yapıp ortak bir yere kadar devam ediyoruz. Vedalaşıyoruz..



    Evin önüne geliyorum güldür güldür, garaja park ediyorum. İnanamıyorum, geldik sonunda. Bir kocaman 'Ohhhhh' çekiyorum.

    Abim bekliyordu beni, eve giriyorum. 'Hacit yardım et, daha eşya var aşağıda' diyorum. :mrgreen:

    Sonra hikaye bitiyor işte, daha sonrası mı olur. :mrgreen: Bak hala bir şey yazıyorum, siz de hala okuyorsunuz. :mrgreen: Tamam hadi gönderttim mesajı, son. :mrgreen:

  5. #5


    Emrehan Demiröz
    Bankacı
     DD250E-9B
     Ankara
    Üyelik:17.January.2012 | Yaş: 46
    Mesajlar: 1,862  |   0 Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    4
    Kardeşim harika anlatmışsın eline sağlık, kafana sağlık.

    Son benzinlik vedalaşmasında bir detay var yalnız; ben hep beraber çıkalım, yoldan ayrılır herkes evine doğru dedim aslında ama incir armut ziyafetini titreyerek beklerken 2 motorun koptuğunu gördüm; gaza geldim. :mrgreen: "Atla hanım" dedim "kalın pijamalarla yorgan bizi bekler..." Yola koyulduk; önden çıkanlara yetişeyim diye bastım biraz ama; mümkün değil, göremedim bile. :mrgreen: Kim olduklarını hala bilmiyorum; pek de kendimde değilmişim. :?

    Yolda en sıkı giyinmesi gereken bendim belki aslında, Kapadokya dönüşündeki tecrübemden dolayı; ama akıllanmamışım... Kot bile olmayan bir pantolon, atlet, 2 penye t-shirt, triko hırka, ömrümü yiyen yazlık mont, yazlık eldivenler, converse ayakkabılar...

    Titrersiniz ya hani soğukta; ben sarsılıyordum motorun üstünde; arkamdan gelenler motorun yalpaladığını farketmiştir. O benim sarsılmamdandı... Sol elimi motora yapıştırdım kaç kere; birazcık ısınsın diye. Kamyonları sollarken yavaşladım hep; biraz sıcağı vuruyor diye. :( Çok acıklıydı hakikaten...

    Omuzlarım ağrıdı sürekli soğuktan; yolda omuzlarımı oynatarak gittiğimi de gören olmuştur. İlginç bir şekilde ağrı motordan indiğim an kesiliyordu; sanki hiç ağrımamış gibi...

    Bir de dizler. Hanımın dizleri de, benimkiler de Pazartesi öğleden sonraya kadar ısınmadı; buz kesmiş... :mrgreen:

  6. #6


    Emrehan Demiröz
    Bankacı
     DD250E-9B
     Ankara
    Üyelik:17.January.2012 | Yaş: 46
    Mesajlar: 1,862  |   0 Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    4
    Bir ilave daha; Hakan'ın farı zaten patlamıştı, sislerle idare ediyordu. Ama o da ne; yolda sisler yerinden kurtulup yüzüne doğru dönmüş direkt. Önünü görememiş. Ben yalpalayarak sağa çektiğini gördüm, 50-60 mt. ilerde durabildim. Reşat da görüp durdu.
    Biz sisleri sabitlemeyle uğraşırken diğer 4 motor ilerde bir tepe başında durup beklemişler. Donmuşlar tabii beklerken. Behzat Abi biraz daha gecikseymişiz ateş yakacakmış; o derece... :mrgreen:

  7. #7
    legend0655 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    hakan
    elektronic-CEP TELEFONU TEKNİSYENİ
     RR 350CC SPYDER
     ankara
    Üyelik:09.July.2012 | Yaş: 45
    Mesajlar: 12  |   0 Rh (+)
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Alıntı Tanis Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir ilave daha; Hakan'ın farı zaten patlamıştı, sislerle idare ediyordu. Ama o da ne; yolda sisler yerinden kurtulup yüzüne doğru dönmüş direkt. Önünü görememiş. Ben yalpalayarak sağa çektiğini gördüm, 50-60 mt. ilerde durabildim. Reşat da görüp durdu.
    Biz sisleri sabitlemeyle uğraşırken diğer 4 motor ilerde bir tepe başında durup beklemişler. Donmuşlar tabii beklerken. Behzat Abi biraz daha gecikseymişiz ateş yakacakmış; o derece... :mrgreen:
    evet ... farımın yanmadıgını bolu dagını ındıkten sonrakı durdudugumuz benzınlıkte fark ettım..soguktu ve gec kalmıstık sislerle idare edebılecegımı dusundum ve yola koyuldum...azda olsa sisler yolumu aydınlatıyor emrehanın stop lambasını takıp edıyordum....yol bır anda tek yone düşmüştü karsıdan gelen tırların farları gozumu alıyordu yolu ıkıye ayıran kedı gozlerıne silme geciyordum yol karanlık ve butun yıldızlar gokyüzündeydi bizi seyrediyorlardı sanki kim bu dedlıler dergıbı..anam oda ne si sag sis yerınden koptu koptukopmasına ama direk bana döndü kördüm o an...sisleri söndurrdum kapkaranlık bır yol emırhanın stopu arkada reşatın aynama vuran farı...verdım sınyalımı ama yol nerde bılmıyordum karambole durdum zarzor ,reşatta arkama durdu ama hızlı gırdı yanıma arka plaka yamuk şuan...baktım emrehan gormus benı hemen aklıma onda cırt kablo baglaması oldugu aklıma geldı kostum yanına ama yanımdan tırlar sılme gecıyorlardı...hemen 5-6 cırtla bagladım sıs farımı ve açtık gazı dıgerlerıne yetıselım dıye...birşeyde ben ekleyım ....fazılın kızılcahamama yaklasırken yolda uyudugunu kimse yazmamış.....halen herkese anlatıyorum keıfle yaşadıgımız buyuk deneyımı tecrubeyı ve gezıyı ...herşey cok guzeldi ..tekrar yapalım ama ne olur sıcaklarda gıdelım....dondum dondum...

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Yukarı Çık