Bu türkünün bir kaç farklı hikayesini okudum ama sanki bana hitap eden birazdan yazacağım hikaye.
Çünkü çok arkadaş çok dost kaybettim. İnsanlar sevgi kelimesini sadece karşı cinsle olur zannediyor. Aşk sevgi sadece karşı cinse olmaz, olsa bile cinsel istekle olmaz. Aşk sevgi deyince düşünce hep bel altı olunca bütün ilişkiler çarpıtılıyor, çarpılıyor ters dönüyor.
Neyse türkümüzün hikayesi iki yakın arkadaş arasında geçiyor. Yazacağım hikayeyi aradım ama bulamadım. Hangisi uydurma bilmiyorum ama benim bildiğim hikaye bu;
2 yakın arkadaş hüseynikten.
Kasabada telgrafçı lütfi ve muhtar akif.
Akif sık sık musuldaki kardeşine telfgraf çekmek için telgrafganeye gider gelir tabi bu arasa lütfi ile iyi arkadaş olur. Aradan yıllar geçer bir gün şehirden telgraf gelir ve lütfi şehre(harput diye geçer) gider bir müddet sonra geldiğinde hastadır. Bütün hüseynik üzülür çünkü lütfiyi sevmeyen yoktur. Bir gün yine şehre hastaneye gittiğinde ölür. Tabi haberi hüseynike geç gelir. Herkes üzülür ama en çok üzülen akif olur hemen arabalara biner yola çıkar ve arif için bu türküsü (ağıdı) yakmaya başlar.
Hüseynikten çıktım şeher (harput) yoluna
Can(kol) ağrısı tesir etti canıma (üzüntüden ciğerinin yandığını belirtiyor)
Yaradanım merhamet et kuluna
Telgrafın direkleri sayılmaz (yolda ki telgraf direkleri)
Ati hanım baygın düşmüş ayılmaz (eşi)
Böyle canlar teneşire koyulmaz
Lütfi gelsin telgrafın başına
Bir tel versin musulda gardaşıma
Bu gençlikte neler gelsi başına
Diğer hikayelerdeki kişiler ve mekanlar ve türkünün yazılış olayı tam çakışmaz. Ama bu hikaye daha uygun gibi.
https://youtu.be/kO8BOC3aN_g
Mehmet A.






Hyosung GV250 (KERATA)
Ankara-Mamak
A Rh (+)
Alıntı ile Cevapla