Arkadaşlar...
Bugün ilginç bir "bela" geldi başıma sizlerle paylaşmak istedim...
Her zamanki gibi saat 13:00'de işten çıktıktan sonra motoruma atladım ve evin yolunu tuttum. Yolda fren kütüğündeki minik pencere dikkatimi çekti. Üstünde beyaz beyaz küfe benzer şeyler vardı. Yol boyunca fazla öne yüklenmeden eve geldim. Eldivenlerimi çıkarıp çıplak parmakla bir dokunayım dedim ki; cört diye içeri göçtü... Meğer jöle kıvamına gelmiş. Bir anda tüylerim diken diken oldu. Farketmesem bir ani frende patlasa bittin işte. Alt tarafı 1,5 cm pencere... Öbür tarafa açılan büyük bir pencereye dönebilirdi... Neyse; Ali ustayı aradım. Elinde pencere var mı? dedim. Yok dedi. Bütün kütük değişiyor. 70 YE-TE-LE... Hönk dedim kaldım... Bu arada ptesi'yi düşünüyorum. Araba şirkette, motora binilemez, nasıl işe gideceğim. Derken benim içimdeki usta uyanmaya başladı... "Bir Ctesi rahat edemeyecek miyiz ulen?" diye de homurdanıyor bir yandan... Aldım elime anahtarları çıktım söktüm kütüğü, elim donmadan attım kendimi içeri... Neyse... Biraz kurcaladığımda gördüm ki; o minik pencere şu şekilde oluyormuş. Altta conta, üstünde şeffaf plastik yuvarlak malzeme, onun üstünde de segman gibi içeri geçip hepsini sıkan bakır yüzük... Uğraşa uğraşa söktüm hepsini... Aldım elime kütüğü. İndim Sarıyer'e, girdim tornacıya... Polyamidden 2mm kalınlığında yuvaya tam oturan bir parça kestirdim. Geldim eve. Taktım yerine, geçirdim yüzüğünü deee... Bu arada yakında geçireceğim yüzüğüne deeeee... Bıktım ulen... Neyse... Koydum hidroliği... Ali Usta'dan da inceliği var mı diye bilgi alıp, anlattığı gibi aldım havasını... Taş gibi oldu... Maliyet 0.... Tornacı para istemedi bile... Malzeme beyaz ama içindeki hidrolik görülüyor... Yani şeffaf olması şart değil... Mutlaka sizlerin de gelecektir başına, aklınızın bir kenarında dursun... Ali abi'den öğrendiğim kadarıyla çok olmuş böyle vak'alar... Onun başına bile gelmiş...
Bilginize...
Tekerinizi kesilmesin, pencereniz delinmesin...
Sevgiler...



DD250-9B
İstanbul
A Rh (+)
Alıntı ile Cevapla






